Dekorasyon

Zarif Dönüşüm

Manhattan’ın üst doğu yakasındaki 521 metrekarelik yaşam alanı, tasarım ve yaşamın mükemmel uyumunu temsil ediyor. Sıcak, rafine ve kişisel bir zarafetle çevrili bu zamansız New York evi, incelikli detaylarıyla dikkat çekiyor. Mimar Elizabeth Graziolo’nun kurucusu olduğu Yellow House Architects imzalı proje, tarih, kültür ve tasarımın kesiştiği bir lokasyonda yer alıyor.

Hazırlayan: GÖKÇE KARAMAN ÖNEMCI

Fotoğraflar: BRITTANY AMBRIDGE

Alicia Hammarskjöld Ailesi’nin New York’taki yeni evi, şehrin zamansız semtlerinden biri olan Manhattan’ın üst doğu yakasında yer alıyor. Kireçtaşından şehir evleri, Beaux-Arts tarzı görkemli malikâneler ve savaş öncesi kooperatif binalarıyla klasik zarafeti yansıtan bu mahalle tarih, kültür ve tasarımın kesiştiği özel bir bölgede konumlanıyor. Met, Guggenheim ve Cooper Hewitt gibi müzelerin yer aldığı Museum Mile sayesinde aynı zamanda bir kültür hattının da rotasında. Madison Avenue’nün seçkin butik ve galerileriyle zenginleşen sokaklar ise, kuşaktan kuşağa aktarılan bir sürekliliği simgeliyor.

Bu zarif atmosferin içinde yer alan 521 metrekarelik daire, Alicia Hammarskjöld ve beş kişilik ailesi için tasarlanmış. Üç ayrı peyzajlı terasa sahip daire, iç mekânın doğal bir uzantısı gibi kurgulanmış; sakinlerin açık havada vakit geçirebileceği, davetler düzenleyebileceği sıcak alanlar yaratılmış. Yenileme süreci, hem mekânın akışını hem de karakterini tanımlamayı amaçlamış. Ana merdiven, iki katı kusursuz bir şekilde birbirine bağlayan heykelsi bir formda tasarlanmış. Günlük yaşamın merkezine yeni bir aile odası eklenmiş; mutfak, kahvaltı alanına açılarak gün ışığıyla dolu samimi bir buluşma noktası haline gelmiş.

Bu yenileme, klasik mimarinin ölçülerini ve oranlarını modern bir duyarlılıkla yorumlamış. Hafif, çağdaş dokunuşlarla hem işlevsellik hem yaşanabilirlik artırılmış. İç mimarlar, tüm mobilya, aksesuar ve sanat eserlerini özenle seçerek dairenin zarif karakterini vurgulamış. Kütüphane, yemek ve oturma odalarıyla daha güçlü bir ilişki kuracak şekilde konumlandırılmış. Yemek odası, yeni duvar kaplamaları ve rafine detaylarla zenginleştirilmiş; çalışma odası ise, mekâna, üzerine düşünülmüş bir zarafet katmış. Ana yatak odası sıcak bir oturma köşesi ve şömineyle tamamlanarak konfor, estetik ve mimari uyumun birleştiği bir alan haline getirilmiş. Waterworks ve Sub-Zero markalarının ürünleriyle yenilenen mutfak ve banyolar, modern çizgiyi korurken, yüzey kaplamalarıyla bütüncül bir estetik sunmuş. Tüm ahşap işçiliği baştan ele alınarak, Fransız teliyle bezenmiş cam kapaklar eklenmiş; klasik detaylar çağdaş bir incelikle harmanlanmış.

Projeye imzasını atan Yellow House Architects ekibi, her tasarımın, müşterinin yaşam ritmini anlamakla başladığını ifade ediyor: “Bir ailenin rutinleri, değerleri ve beklentileri, mekânın temelini oluşturur. Çocuklu bir aile için dayanıklılık ve esneklik önemlidir; sık seyahat edenler için dinginlik ve pratiklik”. Bu anlayışla projede, mimari ve iç mekân, insanların günlük yaşamını destekleyen bir çerçeve olarak ele alınmış; planlar, oranlar ve detaylar, kullanıcıların kim oldukları ve evlerini nasıl yaşamak istediklerini yansıtacak biçimde kurgulanmış. Aile, Batı Yakası’ndan New York’a taşınırken kalıcı bir yuva hayal etmiş. Bu daire, o hayalin zarif bir yansımasına dönüşmüş.