Bir mimar ve marka yöneticisi gözüyle baktığınızda, sonbaharın gelişiyle birlikte iç mekanlarda nasıl bir atmosfer ve ruh hali öne çıkıyor?
Sonbahar, evlerimizle yeniden bağ kurduğumuz, mekanların ruhunu ve dokusunu tazelediğimiz özel bir dönem. Bu mevsim, iç mekanlarda yapaylıktan uzaklaşarak dokunsal sıcaklığa, sakinliğe ve doğallığa yönelmeyi ifade ediyor. Yazın enerjik ve dışa dönük atmosferinin ardından evlerimize çekildiğimiz bu dönemde, bizi saran, dinginleştiren ve zamansız hissettiren alanlara ihtiyaç duyuyoruz.
Bu atmosferi yaratırken klasik yüzey anlayışından uzaklaşıyor, çeşitliliklere alan açıyoruz. Seramik artık yalnızca bir kaplama malzemesi ya da ıslak hacim çözümü olarak değerlendirilmiyor. Salonlardan çalışma alanlarına, şömine arkalarından mutfaklara kadar yaşam alanlarının karakterini belirliyor.

Bu sezon seramik trendlerinde öne çıkan doku, renk ve ebat yaklaşımları nelerdir? Mekanlarına zamansızlık katmak isteyenler nasıl seçimler yapmalı?
Bu sezonun en güçlü yaklaşımları arasında dokunsal zenginlik ve doğayla bütünleşen tasarım anlayışı yer alıyor. Dokunma isteği uyandıran mat ve yumuşak yüzeylerin yanı sıra doğal taş, brüt beton ve mermer dokuları öne çıkıyor. Renk paletinde ise doğanın sakin tonlarına yöneliyoruz. Kum, grej, fildişi, bej gibi toprak ve taş eksenli renkler, mekanlarda dengeli bir atmosfer oluşturuyor.
Ebat tercihlerinde, süreklilik hissi yaratan büyük formlar dikkat çekiyor. Büyük ebatlar, günümüzde modern iç mekan tasarımlarının vazgeçilmez unsurlarından biri haline geliyor. Özellikle 60×120, 80×160, 100×100 ve 120×120 cm gibi büyük ebatlı, mat ve rektifiyeli sırlı granitler, yüzeylerde kesintisiz ve bütüncül bir görünüm oluşturuyor. Bu seçimler mekanı olduğundan daha geniş gösterirken, uzun yıllar güncelliğini koruyacak zamansız bir şıklık da sunuyor.

Yeni nesil seramik teknolojileri ve üretim imkanları, mimarların ve kullanıcıların iç mekan tasarımlarındaki sınırlarını nasıl dönüştürüyor?
Gelişen üretim teknolojileri sayesinde seramik, yalnızca görsel etki sunan bir malzeme olmanın ötesine geçiyor. Yeni nesil üretim hatları grafik detayların, parlak ve mat yüzey geçişlerinin ve katmanlı dokuların aynı üründe bir araya getirilmesine imkantanıyor. Böylece doğal taşın ham görünümü ile mat yüzeylerin yalın zarafeti aynı tasarım içinde buluşabiliyor.
Farklı kalınlık ve ebat seçenekleri de mimari projelere önemli bir esneklik kazandırıyor. Doğal yaşama duyulan özlemin giderek daha fazla hissedildiği günümüzde, dış mekân çözümleri de tasarımın önemli bir parçası hâline geliyor. Özellikle dış mekanlarda ve doğal alanlarda kullanılan 20 mm kalınlığındaki seramiklerin kullanımı artmaktadır.
Yurtbay Seramik olarak yeni sezon ve sonbahar trendlerini koleksiyonlarınıza nasıl entegre ettiniz? Hangi seriler bu anlayışı temsil ediyor?
Tasarım ve ürün geliştirme süreçlerimizin merkezinde mimari bakış açısı ile teknik yetkinliği bir araya getiriyoruz. Yeni üretim hattımızdan çıkan 2026 koleksiyonlarımızda doğanın ham dokularını yüksek teknik performansla yorumluyoruz.
Bu yaklaşımımızı Cersaie ve UNICERA fuarlarımızda da ortaya koyacağımız yeni koleksiyonlarımızla görünür hale getiriyoruz. Her iki fuarda da öne çıkan trendleri yalnızca takip etmek yerine, kendi tasarım anlayışımız ve üretim gücümüzle yeniden yorumlamaya odaklanıyoruz.


Evlerinde bu sonbaharda daha zamansız, sıcak ve mimari bir atmosfer yaratmak isteyen Marie Claire Maison okuyucularına ilk olarak neyi değiştirmelerini önerirsiniz?
İlk önerim, mekanı çok sayıda unsurla doldurmak yerine güçlü ve dengeli bir odak noktası yaratmaları olur. Rafine bir tasarımda çoğu zaman sadelik, doğal ve doğru aydınlatma ve malzemelerin dengeli kullanımı mekâna anlam kazandırır. Yurtbay Seramik olarak koleksiyonlarımızla, kullanıcıların kendilerine özgü yaşam alanları yaratmalarına ilham vermeyi hedefliyoruz.
Marka: Yurtbay Seramik
Sözcü: Yurtbay Seramik Pazarlama Müdürü ve Mimar Şule Tatlıdil