TOP

CADDEBOSTAN’DA İNGİLİZ RUHU

Caddebostan’da konumlanan The Townhouse, klasik İngiliz pub’larından ilham alan Laxmi Interiors imzalı sıcak ve davetkâr mekân tasarımıyla ilgi odağı.

Sıfırdan bir konsept yaratmak oldukça riskli bir hareket olsa da şayet konuya dair yeterli deneyiminiz varsa bu durum harika bir serüvene dönüşebiliyor. Uzun zamandır Caddebostan ve Bahçeşehir’deki North Shields’ların Franchising’lerini yürüten Eren ve Kerem Canatar’ın kendi markalarını kurmak üzere yola çıkması sonucu hayata geçen The Townhouse da böyle bir hikâyeye sahip. 

Mekânın tasarımını Laxmi Interiors gerçekleştirmiş. “Eren ve Kerem Canatar, bizimle Instagram üzerinden irtibata geçti. Buluştuğumuzda herkesin çok isteyerek bir araya gelebileceği, tıpkı evlerindeymiş gibi hissedecekleri sıcak ve stil sahibi bir mekân istediklerini söylediler bize” diyor İç Mimar Pınar Hacıraifoğlu sürecin nasıl başladığını sorduğumuzda. Ardından hemen çalışmalar başlamış. Laxmi Interiors ekibi, şık bir ev hissiyatına sahip bir gastro pub olarak kurgulanan The Townhouse’u tasarlarken ağırlıklı olarak Londra’daki mekânlardan esinlenmiş. 600 metrekareye yayılan The Townhouse, üç kattan oluşuyor. En alt katta soğuk hava deposu ve ofisler, üst katta neredeyse bütün Bağdat Caddesi’ne servis yapabilecek kapasitede bir mutfak yer alıyor. İçeride ve dışarıda olmak üzere yaklaşık 250 metrekarelik bir oturma alanı mevcut. Mekânın yüksek tavanlı olmasının büyük bir avantaj olduğunu söylüyor Hacıraifoğlu ve ekliyor: “Aslında müşterilerimiz bize böyle bir yer yaratmak istediklerini söylediklerinde henüz ortada bir mekân yoktu. Alternatifleri hep beraber gezdikten sonra bu mekâna karar verdik. Studio Born tarafından yapılan kimlik çalışması ise iç mimari konsept ile birlikte ilerledi. Müşterilerimizin ne istediği çok net olduğu için proje tasarım ve uygulama süreçleri çok rahat geçti.”

Bahçedeki sandalyeler Bali’den getirilmiş. Zeminde terakota tercih edilmiş.

Kullanılan malzemelerde renk ve doku bütünlüğüne önem verildiği ilk bakışta anlaşılıyor. Özel bir renk karışımı ile sıcaklık etkisi artırılan ceviz kaplama, neredeyse her alanda ön planda. İngiliz pub’larındaki nostaljik hissi yakalamak için tavanlara kartonpiyer yapılmış ve duvarlarda yer yer tuğla kullanılmış. Duvarlara yerleştirilen eski resimler ve çerçeveler geçmişe duyulan özlem hissini tamamlıyor. The Townhouse’ta en önem verdikleri şeylerden birinin vitray kaplamalar olduğunu söylüyor Pınar Hacıraifoğlu: “Girişte, camlarda, tavanda ve terastaki barın üzerinde yer alan özel vitray tasarımları Laxmi atölyelerinde yapıldı.”

İç Mimar Pınar Hacıraifoğlu,
The Townhouse’un kurucuları Eren Canatar
(solda), Kerem Canatar (sağda).

Yemek ve kokteyl menüsü oldukça kuvvetli olan The Townhouse’un en dikkat çekici noktalarından biri de iki kat boyunca devam eden devasa viski kütüphanesi. Özel üretim halıların kaplandığı alanlar dışındaki zeminlerde terakota ve marküteri parke tercih edilmiş. Aydınlatmada, Londra’daki sokak lambalarından yola çıkılarak ferforje aydınlatmalar ve kır bahçelerindeki ampullerle keyifli bir ambiyans oluşturulmuş. Bahçeden başlayarak iç mekâna uzanan bar bölümü ise The Townhouse’un en kalabalık noktalarından. Burada içkinizi yudumlarken tıpkı evinizdeki gibi günün stresini ardınızda bırakacaksınız.

Kaplamaların üzerinden sarkan
sarmaşıklar mekâna ekstradan
bir ferahlık katıyor.
Fıçı şeklinde tasarlanan tuvalet kapılarının
üzerine damga vurulmuş.

bugral@groupmedya.com