Ana SayfaDekorasyonEv DekorasyonTel Avıv’deki iki katlı şehir evi

Tel Avıv’deki iki katlı şehir evi

Yeni yaşam kurgusu ile hayata döndürülen Tel Aviv’deki iki katlı şehir evi, tasarlanan iç avlu etrafında yaratılan aydınlık yaşam alanlarında eskinin izlerini yalın ve modern dokularla birleştiriyor.

Dana Oberson Architects tarafından tasarlanan iç avlulu ev, Neve Tzedek’in dar sokaklarından birine cephe veriyor. Tel Aviv’in en eski mahallelerinden biri olan ve günümüzde sanatla iç içe bir karaktere bürünen bölgede, farklı tarzlardaki mimari yapıları görmek mümkün. 1920’lerden kalan iki katlı orijinal yapı, Tel Aviv’in kentsel dönüşüm ve koruma planında korunması gereken yapılar arasında yer aldığından proje içerisindeki yapısal değişiklikler eski ve yeni arasındaki denge gözetilerek yapılmış. Yeni eklenen hacimlerin mevcut yapıya entegre edildiği noktada bir iç avlu yaratılmış. Mimari projede Dana Oberson ve Oded Livyatan’ın yanı sıra Dana Keshet, Noa Rumpler, Tali Yeger Rockah’dan oluşan tasarım ekibi ve mimari koruma detaylarında Merav Galan’ın imzası var. Uzun yıllar terk edilmiş halde duran ev, kapı ve pencere çerçevelerindeki detayları ve döşemelerindeki özgünlüğü saklamayı başarmış. Orijinal cephe simetrisi ve açıklıkların ritmi korunarak yenilenen ev, arka cephede eklektik bir stilde uyarlanmış. Dana Oberson Architects’in Akdeniz coğrafyasından ilham alan modern ve bütünsel tasarım anlayışı, farklı malzemelerin güçlü detaylarla beklenmedik şekillerde birleştiği temiz hatlar ortaya çıkarmış. Birinci katta yer alan geniş mutfak ve oturma odası, orta avlunun etrafında kurgulanmış. Yatak odaları üst katta konumlandırılmış. Çatıda ise hem iç avluya hem de Neve Tzedek’e ve denize bakan bir okuma ve oyun odası tasarlanarak çocuklar için gizli bir köşe düşünülmüş. Evin genel mekânsal akışı sizi her seferinde avlu ile birleştiriyor. Hava karardığında odalardan taşan ışık avluyu aydınlatıyor.

“Açık avlu, evin ortasında yeşile boyanmış, yeşil ile harmanlanmış bir ışık gibi. Evdeki tüm yaşamın etrafında döndüğü bir bağlayıcı. Üst katta bile onunla yüzleşiyorsunuz. Kuşkusuz burası evin atan kalbi. İki cepheli ve genişliği sadece yedi metre olan bir evde aydınlık ve havadar bir atmosfer yaratmak istediğinizde orta avlunun önemi daha da ortaya çıkıyor” diyerek özetliyor projedeki avlu kararlarını Dana Oberson. Siyah çelik çerçevelerle çevrelenen avluda meyve ağaçları ve basamak taşlarının olduğu yalın bir peyzaj uygulamasına gidilmiş. Evin arka girişi geniş bir adanın tasarlandığı mutfağa açılıyor. Adanın paraleline ise avluya bakan bir yemek alanı eklenmiş. Bej ve açık pembe tonlarında geometrik çizgilere sahip yer karoları evin orijinal döşemesinin ve döneminin ruhunu yansıtacak şekilde mimari stüdyo tarafından özel olarak tasarlanmış.

Oturma odası ve mutfakta kullanılan mobilyaların ahşap detaylarında tarihi referanslar korunmuş. Yalın renk seçimleri ve formlar sade ve samimi bir bütünlük yakalıyor. Evin orijinal korkuluğundan ilham alınarak üst kattaki yatak odalarına çıkan korkuluk detaylı siyah terrazzo bir merdiven eklenmiş. Duvar ise bütünüyle zemin kattan çatıya uzanan bir kitaplığa çevrilmiş. “Kitapların, sanat eserlerinin, el işlerinin ve aile fotoğraflarının yanından aşağı inmek ve yukarı çıkmak, merdiveni anlamlı bir mekâna dönüştürüyor. Tasarım sürecinde aile üyelerinin mutfağa inerken merdivende durup raftan bir yemek kitabı aldığını ya da günün sonunda yukarı çıkarken eski fotoğraflara bakıp anılarının tadını çıkardığını hayal ettik” diyor Oberson. Ev sahiplerinin yaşam kurgularına yönelik bütünsel bir tasarım anlayışı güden ekip, tarihi yapıdaki tüm tasarım ve uygulama süreçlerinde gereksiz eklemelerden uzak, yalın ve güçlü bir dönüşüm yaratmayı başarmış.

Hazırlayan JULEN TUNÇ

Fotoğraf AMIT GERON

SON YAZILAR

BENZER YAZILAR