Dior


Salone del Mobile 2026 kapsamında Dior Maison, Noé Duchaufour-Lawrance tarafından tasarlanan göçebe stili yeni Corolle lamba koleksiyonunu Milano’da tanıtıyor. Bu koleksiyon, Mösyö Dior’un 1947’deki ilk defilesi için yarattığı devrim niteliğindeki New Look’un iki simgesel serisinden birine zarif bir saygı duruşu niteliği taşıyor.
Palazzo Landriani’nin tarihî atmosferinde, Brera bölgesinin kalbinde sergilenen bu eserler, miras, yenilik ve zanaatkârlık arasındaki büyüleyici diyaloğu sürdürmeye devam ediyor.
Bu özel mekânın dekorasyonu, Villa Les Rhumbs’ün bahçelerini anımsatıyor; bu yer, zamansız bir ilham kaynağı olarak öne çıkıyor. Bu ilham, Taylandlı sanatçılar Korakot Aromdee ve Vasana Saima tarafından hem grafik hem de organik bir yaklaşımla yeniden yorumlanıyor.
Louis Vuitton


Milano Design Week 2026 kapsamında Louis Vuitton, Milano’daki Palazzo Serbelloni’de gerçekleştirdiği sergiyle Objets Nomades koleksiyonunu etkileyici bir anlatı içinde sunuyor. Art Deco’nun öncülerinden Pierre Legrain’e saygı duruşunda bulunan bu sergi, markanın arşiv parçalarıyla çağdaş tasarımlarını bir araya getirerek geçmişten bugüne uzanan bir tasarım yolculuğu kuruyor. Sarayın her odasının farklı bir tema ve atmosfer etrafında özel olarak kurgulanması, ziyaretçilere odadan odaya değişen bütüncül ve sürükleyici bir deneyim sunuyor. Ayrıca Charlotte Perriand ve Fortunato Depero gibi isimlere adanan koleksiyonlar da sergide yer alıyor.
Sergi, yalnızca geçmişe referans vermekle kalmayıp yenilikçi tasarımları da öne çıkarıyor. Marc Newson, Patrick Jouin ve Cristian Mohaded gibi tasarımcıların katkılarıyla hazırlanan objeler; fonksiyonellik, zanaatkârlık ve estetiği birleştiriyor. Bunun yanı sıra vitray sandıklar, modüler kitaplıklar ve yatağa dönüşebilen seyahat sandıkları gibi yenilikçi parçalar, Louis Vuitton’un köklü bagaj geleneğini modern yaşamla uyumlu hale getiriyor. Palazzo’nun avlusundaki öğrenci iş birliğiyle hazırlanan enstalasyon ve pop-up kitabevi de sergiyi tamamlayarak, markanın tasarım mirası ile çağdaş yaratıcılık arasında güçlü bir bağ kurduğunu gösteriyor.
Gucci


Salone del Mobile kapsamında Gucci, Demna küratörlüğünde hazırlanan Gucci Memoria sergisiyle markanın 105 yıllık tarihini sürükleyici bir anlatı içinde sunuyor. Chiostri di San Simpliciano’da gerçekleşen sergi, Floransa kökenlerine bağlı kalarak geçmiş ile bugün arasında katmanlı bir sahneleme kuruyor. Geniş avluda yer alan bahçe enstalasyonu, markanın ikonik Flora motifinden ilhamla özel olarak yetiştirilen mevsimlik çiçeklerle şekillenerek hafıza ve yeniden yorumlama temasını mekâna taşıyor.
Floransa’nın köklü zanaat geleneklerinden beslenen goblenler, Guccio Gucci’nin ilk yıllarından başlayarak markanın on yıllar içindeki dönüşümünü sahne sahne aktarıyor; değişen renkler, kompozisyonlar ve atmosferler aracılığıyla anlatı günümüze, Demna’nın yaratıcı vizyonuna doğru ilerliyor. Küçük avluda ise Floransa’daki Gucci Giardino için tasarlanan ve “La Famiglia” arketiplerinden ilham alan içecekleri sunan özel otomatlar yer alıyor. Rastgele seçilen bu tasarımlar, ziyaret deneyimini kişisel ve koleksiyonluk bir hatıraya dönüştürüyor.
Prada


Milano’daki Prada Home’da hayata geçirilen Chawan Cabinet, sanatçı Theaster Gates’in seramik objeler ve törensel formlar etrafında kurguladığı özel bir sergi olarak öne çıkıyor. Japon çay kültürünün merkezindeki chawan (çay kasesi) kavramından ilham alan proje; zanaat, ritüel, yaşam alanları ve insan ilişkileri arasındaki bağı ele alıyor. Seçili Japon seramik sanatçılarının eserleri ile Prada Home koleksiyonundan parçaların bir araya geldiği bu özel seçki, sanat ile fonksiyon arasında güçlü bir diyalog kuruyor.