Maison&Objet’nin Ocak edisyonu, “Past Reveals Future” temasıyla günümüz tüketim çağında atmak yerine dönüştürmek kavramına odaklanıyor; gündelik objeleri dönüştürerek yeni hikâyeler yaratan tasarımlara dikkat çekiyor.
Hazırlayan In’Between
TRONO ROSSO, GLIF


GLIF’in Trono Rosso tasarımı, geçmişi çağdaş bir anlatıyla yeniden yorumlayan heykelsi bir obje olarak öne çıkıyor. 20. yüzyıla ait bir vitrin kasasının dönüştürülmesiyle ortaya çıkan tasarım; ceviz ağacı, mermer ve metalin dengeli birlikteliğiyle zamansız bir kompozisyon sunuyor. Tahtı andıran güçlü formu ve malzeme kurgusuyla, mobilya kavramını sanatsal bir estetikle bütünleştiriyor. Trono Rosso, geçmiş ile bugün arasında sessiz ama güçlü bir diyalog kuruyor.
BUOY KOLEKSİYONU, LUCAS ZITO


Paris merkezli tasarımcı Lucas Zito’nun Buoy koleksiyonu, 3D baskının bir üretim tekniği olmanın ötesinde, estetik bir dil haline geldiğini gösteriyor. Deniz fenerinden ilham alan koleksiyon, minimum malzeme kullanımıyla maksimum hacim etkisi yaratarak hafiflik ve denge kavramlarını öne çıkarıyor. Katmanlı yüzey yapısı, üretim sürecini tasarımın bir parçası haline getirirken, her bir tasarım mekânda heykelsi bir duruş sergiliyor. Buoy, çağdaş üretim tekniklerinin estetikle buluştuğu noktada, bugünün tasarım yönelimlerine de bir örnek oluşturuyor.
ZÉNITH CHANDELIER, HARRY NURIEV × BACCARAT


Harry Nuriev, Baccarat’ın ikonik Zenith avizesini çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumluyor. Aydınlatma, ikonik formunu ve yapısını korurken, üzerine entegre edilen kalem, anahtarlık, CD, takı gibi gündelik objelerle klasik Baccarat kristalinin yeniden düşünülmüş bir versiyonunu sunuyor. Böylece avize, bir aydınlatma objesi olmaktan çıkıp, hem geçmişe hem de bugüne dair izler taşıyan bir anlatı nesnesine dönüşüyor. Sıradan görülen gündelik parçalar, kristalin zanaatkârlık mirasıyla bir araya geldiğinde farklı bir değer kazanıyor. Nuriev, Zenith ile geçmiş ile geleceği bir araya getirmeyi, kristalin zamansızlığını bugünün gündelik öğeleriyle ilişkilendirerek sorgulamayı hedefliyor.
SASHA KOLEKSİYONU, VONS


VONS’un Sasha koleksiyonu, yumuşak hacimler ve dengeli oranlar üzerinden çağdaş oturma kültürünü yeniden yorumluyor. Geniş ve derin oturma birimleri, dokulu kumaş yüzeyiyle birlikte konforu tasarım üzerinden sunarken, yuvarlatılmış köşeler ile mekânda akışkan bir bütünlük yaratıyor. Modüler kurgusu sayesinde farklı yaşam senaryolarına uyum sağlayan Sasha, mekânlarda güçlü bir odak noktası yaratıyor.
METROPOLIS KOLEKSİYONU, RÜCKL


Rückl’ün Metropolis koleksiyonu, Çek kristal kesim geleneğini, 1960-80’lerin mimarisine atıfta bulunarak, tekrarlayan geometrilerle yeniden ele alıyor. Vazo ve içki takımlarında öne çıkan düzenli yüzey kırımları, ışıkla birlikte güçlü bir görsel etki yaratırken kristal malzemenin doğasını da vurguluyor. Koleksiyon, yüzey ve ışık ilişkisi üzerinden tanımlanan şiirsel bir ifade yaratıyor.
FLOU KOLEKSİYONU, RONAN BOUROULLEC X GALERIE KREO


Ronan Bouroullec’un Flou koleksiyonu, cam malzemenin potansiyelini yalın formlarla buluşturan iki ayrı tasarım sunuyor. Flou Ayna, döküm cam yüzey içinde hafif bir hareket hissi barındıran parlak yeşil tonuyla, nehir suyundan ilham alıyor. Yansıtıcı bir yüzey olmanın ötesinde dokunsal bir deneyim sunuyor. Flou Sehpa ise, döküm cam yüzeyin metal bir iskelet ile bir araya gelmesiyle oluşuyor. Dayanıklı yapısı ve ışığı farklı açılardan kıran yüzeyiyle öne çıkıyor. Flou Koleksiyonu, cam malzemenin potansiyeline dikkat çekerken, fonksiyonu güçlü tasarım diliyle tamamlıyor.
ORION INCENSE SEHPA, OUD ARCHITECTURE X INVISIBLE COLLECTION


OUD Architecture’un Invisible Collection için tasarladığı Orion Incense Table, gökyüzünden ve Orion takımyıldızından ilham alıyor. Yüzeyinde takımyıldızının etrafına yerleştirilen kobra, skarabe ve Horus’un Gözü gibi Antik Mısır sembolleri yer alıyor; bu semboller koruma ve yeniden doğuşu temsil ediyor. Art Deco akımına referans veren tasarım, binlerce yıllık Mısır kültürünün güçlü sembollerini, çağdaş bir şekilde yorumluyor.
GILLES & BOISSIER TASARIMI MASA


Gilles & Boissier imzalı masa, malzeme kontrastı üzerinden dengeli bir duruş sergiliyor. Calacatta Oro mermer tablanın damarlı yüzeyi, masaya tablo izlenimi kazandırırken; ahşap ayaklar, sıcaklık ve mimari bir karakter katıyor. Mekânda öne çıkan ama abartısız bir etki yaratan masa, malzeme üzerinden hikâye anlatan bir tasarım objesine dönüşüyor.
DUNE KOLEKSİYONU, KELLY WEARSTLER X SERAX


Kelly Wearstler’ın Serax için geliştirdiği Dune koleksiyonu, organik formlardan ve tarihsel referanslardan ilham alan bir sofra takımı serisi. Koleksiyon boyunca mat ve parlak yüzeylerin birlikte kullanımı, her parçaya özgün bir doku kazandırıyor. Krem, kum ve koyu toprak renk seçeneklerinin olduğu parçalar, güçlü siluetleriyle masada dikkat çeken bir kompozisyon yaratmayı amaçlıyor. Kelly Wearstler, bu koleksiyon ile eski Yunan çömlekçiliğini günümüze taşıyor.