Logo

ZUA COFFEE

 

 

Geri1 of 5İleri


Zua Coffee Çamlıhemşin’de tarihi Zilkale ve yaylalara giden yol üzerinde bulunan, eskiden yaylacıların göçerken uğradığı köyün fırının da bulunduğu eski ahşap bir yapının bir bölümünde bulunuyor. Bölgeyi ziyaret eden herkesin birbirine anlattığı Zua Coffee’yi Elif Taşkın’dan dinledik.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ben Elif ve eşim Apo, Hemşin’de yaşıyoruz. Apo, İstanbul ve New Orleans’tan sonra 12 yıl önce memleketi Hemşin’de yaşamaya karar verip buralara yerleşmiş. Ben de 3 yıl önce evlenip yerleştim.  Hemşin’e yerleşmeden önce İstanbul’da lokanta işletmeciliği yapıyordum, üniversiteden mezun olduktan sonra 2009’da Beyoğlu’nda Klemuri Lokanta’yı açmıştık ablamla. Beş yıl kadar işletmesini yaptıktan sonra Hemşin’e yerleşince Zua Coffee açma fikri öncelikle bir ihtiyaç olarak doğdu. Buralarda vakit geçirirken şehir alışkanlıklarımızı devam ettirme gayretinde değildik ama en azından iyi kahve içebileceğimiz bir yer olsun istiyorduk. New Orleans’ta gördüğümüz, mahallelinin takıldığı coffeshop’ları çok seviyorduk. Burada da çok uygun bir fikir olduğuna karar verip Zua’yı Çamlıhemşin’de açtık. Kahve kısa sürede vazgeçilmezlerimiz arasında bir alışkanlığa dönüşünce Zua Çamlıhemşin’de bu ihtiyacı karşılamaya başladı. Vadinin yerlileri başta çekimserdi ama kısa sürede kahveye ve ortama alıştılar.

Şu an Zua Coffee’nin mekânı olan yeri bulma hikâyeniz nedir? Nasıl bir müdahalede bulundunuz mekâna?

Coffeshop açmak için küçük bir mekân arıyorduk. İlk olarak köyün bakkalı olarak kullanılmış, daha sonra kahveye dönüştürülmek üzere ufak bir mutfak eklenmiş fakat faaliyete geçememiş. Tam aradığımız Karadeniz mimarisine özgü bu mekânı bulmuş olduğumuz için şanslıydık. Eski doğal dokusunu çok sevdik ve korumak istedik bu yüzden hep ahşap ve doğal malzemeler kullandık. En güzel ilhamı birçoğu da hiçbir mekânda göremeyeceğimiz doğal güzellikte dekorasyonlara sahip Karadeniz’in köy evlerinden aldık.

Mekânı tasarlarken nelerden ilham aldınız?

Gürcistan’da gezdiğimiz kafé&lokantalar ve bazı takip ettiğimiz sosyal medya hesapları da görsel zevkimizi oluşturmak için etkili oldu. Çamlıhemşin’e özgü ama modern ve konforlu, kendi yaşam stilimizi yansıtan bir mekân oluşturmak için kolları sıvadık. Mekândaki tüm ahşaplar için kestane ağacından yapılmış eski bir serenderin (ahşap sebze meyve kurutma alanı) tahtalarını değerlendirdik. Hemşin’de iyi bir ahşap ustası ile çalıştık. Sonradan eklenmiş duvar tahtalarını boyamak için kullandığımız beyaz renk mekânı ferahlattı ve ahşap kullanımını dengelemek için çok yerinde bir tercih oldu. Her gün vadiden toplayıp masalara koyduğumuz çiçekler de oldukça pozitif bir enerji katıyor. Kestane ağacından yapılmış ahşap tavanı mekânın ev sevdiğimiz kısmı. Çamlıhemşin’in genellikle yağmurlu, puslu olan havasına dağıtan sıcak ve samimi bir mekân oldu.  Yaylalarda bir gezintiye çıkmadan önce ya da dönüş yolunda mutlaka kahve ve sohbet için uğranılan bir yer oldu. Turistlerin merakını o sırada mekânda bulunan yerliler gideriyor. Genelde ortak bir sohbet alanı oluşturmak için ortaya koyduğumuz uzun masada oturmak tercih ediliyor ve böylece ancak bir ev ziyaretinde oluşabilecek sohbet ortamları kolayca oluşuyor.

Zua Coffee’nin menüsünde neler var?

Menümüzde 3. nesil kahve menüsünün yanında limonata, badem sütü ve mevsimsel meyve çeşitliliğine göre kokulu üzüm suyu gibi el yapımı içecekler bulunduruyoruz. Dağlardan topladığımız dağ meyvelerinden sakızlı muhallebi dışında tezgâhımızda Karadeniz’e özgü tatlar ve günlük değişen ürünler bulunduruyoruz. Tiflis ve New Orleans bitpazarlarından ve sevdiğim zücaciyelerden topladığım mutfak ürünleri kekler börekler kadar seviliyor.  

Fotoğraf YASEMİN TAŞKIN.

Geri1 of 5İleri

Çiğdem Hasanoğlu