Logo

Zamanı birbirine dikmek

Geri1 of 14İleri


nilufer karaca

Galatasaray’da bulunan Nilüfer Karaca’ya ait tasarım stüdyosu ve yaşam alanında, doğal olan ve modern olanın harmanlandığı, eklektik stilde bir uyuma tanıklık ediyoruz.

Hazırlayan MURAT KARACA Fotoğraf KADİR AŞNAZ

Yaklaşık 10 yıldır, kentsel dönüşümün, tasarım kültürüne yapmış olduğu olumlu etkilerle, Galatasaray ve Çukurcuma ekseninde yaşanan kültürel ve vizyonel değişimin öncü isimlerinden olan Nilüfer Karaca ile modanın ve tasarımın mutfağındayız. Moda ve iç mekan tasarımı alanlarında, kendine özgü ve ilham verici işlere imza atan Nilüfer Karaca’nın Galatasaray Yeniçarşı Caddesi’nin  Fransız Sarayı ve Nuri Ziya Sokak ile kesiştiği noktasında yer alan, dairesine ve tasarımlarını meraklısı kitle ile buluşturduğu sofistike stüdyosuna konuk oluyoruz. Tasarımın uluslararası dili, insan bedeni, insan hareketlerinden ilham alarak gerçek zamanlı üretimlere imza atan tasarımcı, 17 yıllık geçmişe sahip markası Antijen’le beğendiği ve stil algısına yakın bulduğu parçaları sokak modasının takipçilerine sunduğu yıllardan sonra; 2007 yılından bu yana kendi adıyla çıkardığı kıyafet, ev tekstili ve mobilya tasarımı koleksiyonu ile stüdyosunu renklendiriyor.

 

300 metrekarelik alana kurulu mekan; alt katta tasarımların yapıldığı ve ürünlerinin satıldığı bir stüdyo, üst kat ise ev sahibesinin yaşadığı daire olmak üzere dubleks bir yapıya sahip. ‘’ 80 yaşındaki bina Beyoğlu’nda apartman kültürüne dair bir çok detayın ilk defa uygulandığı bir karaktere sahip. Bu apartmanda doğmuş olan bir komşumdan dinlediğim kadarıyla, apartmanın inşa edildiği yıllarda henüz İstanbul’da kalorifer ile ısınan konutlar çok yaygın değilmiş, Bu bina bu bölgedeki ilk örneklerden biriymiş. Galatasaray Lisesinin uzayan duvarıyla tarihi Çorlu Apartmanı’na kardeşler… Bölgenin kalburüstü ailelerinin oturduğu bir apartmanmış ve bu nedenle binanın adını da Lüks apartmanı koymayı tercih etmişler. ’’

 

3 odası bulunan evde, odalardan biri kapılar açılarak salona dahil edilmiş. Böylece oturma odası ve yemek odası olarak kullanılan alanlar arasında bir geçişe izin verilerek yaşam alanında bir genişleme yaratılmış. Duvarlar için tercih edilen doku, dairenin ilk gününden bugüne kadar yaşayan misafirlerinin yapmış oldukları boyama ve duvar kağıdı uygulamalarının kazınmasıyla elde edilmiş. Ortaya çıkan görüntü, binanın tarihi dokusunu, günümüz, iç mimari unsurlarıyla kesintisiz olarak ilişkilendiren bir çalışma. Evin caddeye bakan cephesinde, dönemin mimarisinde sıkça görmeye alışık olduğumuz giyotin pencereler için, saf pamuk ve keten kumaşlardan üretilen perdeler kullanılmış. Bej ve beyaz tonlarının ağırlıklı olduğu mobilyalarla duvar dokusu arasında ılımlı bir ilişki kurulmuş. Yemek masası için tercih edilen italyan işi demir sandalyelere eşlik eden vintage aydınlatmanın bulunduğu kısım, ev sahibinin bodrumdaki yazlığından getirmiş olduğu begonvillerle süslenerek eklektik ve kendine özgü bir alana dönüştürülmüş.

 

Tasarımcının stüdyosunda, üretim sürecinde  tercih ettiği şeffaflık anlayışı, iç mekanın mimari uygulamasında da belirleyici unsur haline gelmiş. Mekanın dikey uzayan yapısında özel bir ray sistemi ile duvarlara asılmış, birinden farklı detaylara ve renklere sahip kıyafetler yer alıyor. İçeriyi dolduran gün ışığının kaynağı, camla tamamlanmış endüstriyel çatı uygulaması, ev sahibinin dairesinden ulaşılabilen bahçenin manzarasıyla, gün ışığından maksimum faydanın sağlandığı benzersiz bir çalışma deneyimi ortaya çıkarmış. Üzerlerinde kesim ve çizim işlemlerinin yapıldığı Nilüfer Karaca imzalı çalışma masaları alanı dolduruyor. Duvarlar için tercih edilmiş brut beton kaplamalar, zemin uygulamasında kullanılan konsantre epoksi, dikdörtgen kesitli metal mobilyalar ve halılarla bir uyum içinde mekanın karakteristik yapısı tamamlanmış.

 

Yaşam alanı, şehrin en hareketli ve dinamik bir noktasında, doğa ile başbaşa kalıp kendini dinlemek için, yemyeşil ağaçlar, bitkiler ve çiçeklerle süslenmiş adeta bir vaha gibi karşımıza çıkan, capcanlı bir bahçeye de sahip. Aydınlık, sakinlik ve sadeliğin her detayda hissedilebildiği bir bahçe burası. Heykeller,  saksılarla ve yeşilin her tonuyla renklendirilmiş bahçe, gelen yazla birlikte, ağaçların gölgesinde saatlerce dinlenmek, kitap okumak, birbirinden güzel yemekler eşliğinde keyifli saatler geçirmek  için çok ideal.

 

Geri1 of 14İleri

Çiğdem Hasanoğlu