TOP

Tasarımın Önemli Kadın Figürlerinden Eileen Gray

Tasarım tarihinin en önemli kadın figürlerinden olan, mobilya tasarımı konusunda çığır açan Eileen Gray’in çok yönlü tasarımlarını ve mobilyalarını yakından inceledik.

İrlandalı aristokrat bir ailenin maceracı ve uçarı kızı olan Eileen Gray 1878 yılında doğar. Eğitimini Slade School of Art’ta tamamladıktan sonra Paris’e yerleşir. Burada Japon lake sanatını uygulayan ilk batılı olarak Art Deco stilde mobilyalar tasarlamaya başlar. 1920’li yıllardaki mobilya tasarımlarında lake tekniğini yoğun olarak kullanır. Art Deco yavaş yavaş yerini modernizme bırakmaya başladığı dönemde Eileen Gray mimariye ilgi duymaya başlar. Bu anlamda tasarımcı, Art Deco ve modernizm gibi iki farklı akımın önemli bir aktörü olmuştur.

Aram Store

Zeev Aram, 1964 yılında kurduğu mobilya mağazası ile Marcel Breuer, Mies van der Rohe gibi modern tasarımcıları İngiltere’de satışa sunan ilk isim oldu. 1973 yılında daha büyük mağazaya geçen Aram, Gray ile bir araya gelerek mobilyaların üretim teknikleri üzerine çalıştı. Uluslararası distribütörlük görevini de üstlenen Aram, Gray’in dünya çapında tanınmasında etkili olmuştur. Mobilyaları Büyük ölçüde kaybolan E-1027 House’un restorasyonu sonrasında Eileen Gray’in mobilyalarını yapıda sergilemek üzere bağışlar.

Bibendum Chair

Eileen Gray’in pek çok projesinde kullandığı koltuk, hacimli olmasına rağmen zarif bir duruş sergileyen benzersiz bir tasarımdır. Üst üste yerleşen üç tombul halkadan oluşan formu ise tahmin edebileceğiniz gibi 1898 yılından beri markanın logosu olan Michelin adamını andırıyor, aslında tam olarak ilhamını bu lastik adamdan alıyor. Ayrıca, Gray’in bu koltuk tasarımı ile Le Corbusier’in Grand Confort’una da atıfta bulunduğu rivayet edilir. En az onun kadar rahat olan Bibendum, yuvarlak hatları ve yumuşaklığı ile konforlu koltuk tasarımına feminen bir dokunuş getirmeyi amaçlar.

Halı

Tasarımcı ve üretici olarak çalışan Gray, bir yandan da halı dokuma atölyesi kurar ve 1922 yılında Jean Désert isimli ilk mağazasını açar. Büyük oranda geometrik formlarla şekillenen halı tasarımlarında Paris’in sokakları, E1027’nin manzarası gibi konulardan ilham alır. Renklerin ve geometrik formların büyüleyici birlikteliği ile oluşan bu halılar Aram ve ClassiCon tarafından üretilmeye devam ediyor.

Mobilya

Tasarımları ilk günkü güncelliğini koruyan Gray, malzeme seçimi ve form konusunda her zaman yenilikçi bir isim oldu. Çağdaşları olan Le Corbusier ve Marcel Breuer gibi isimlerin de kullandığı metal borular tasarımlarında bir hayli yer bulmuştur. Üzerinde çalıştığı ev projeleri için mekâna özel ürünler tasarlayan Gray’in mobilyalarının asla modası geçmiyor ve ilk günkü güncelliğini koruyor. Modern klasikler arasında yer alan mobilyaları koleksiyonerlerin rüyalarını süslüyor.

Lota

1920’li yılların dekorasyon anlayışını en iyi yansıtan mekânlardan birinin Madame Mathieu-Levy’nin Paris, Rue de Lota’da konumlanan apartmanı olduğu söylenir. Eileen Gray’in beş seneye yayılan bir sürede tamamladığı dairede yer alan ve bu ev için özel olarak tasarlanan mobilyalardan biri de Lota koltuktur. Lake tekniğinin ön planda olduğu Lota, iki blok arasına yerleştirilen geniş oturma alanına sahiptir, lake parçalar ise istenilen renkte üretilebilir. Aynı zamanda yatak olarak da kullanılabilen Lota’yı çok seven Gray, kendi evi için de aynı koltuğu üretir.

Transat Chair

Uzun süren ve zor bir uygulama sürecine sahip lake tekniği Gray’in tasarımlarının temelini oluşturuyordu ancak o, üretimi zor olmayan, her evde yer alabilecek bir mobilya tasarlamayı arzuluyordu. Bu felsefenin ilk ürünü ise Transat sandalye oldu. Okyanus ötesi yolculuk yapan gemilerde kullanılan katlanan sandalyelerden ilham alan Transat, kolayca bir araya getirilebilen parçalardan oluşuyordu. Farklı versiyonları olan sandalyeyi Gray pek çok projesinde kullanmıştır. Yakın zamanda gerçekleşen müzayede de sandalyenin 1927-30 yılları arasındaki ilk üretimi 1.596,500 dolara alıcı buldu.

Villa E-1027

Herkesin özgür olabileceği bir ev olarak 1926 ve 1928 yılları arasında tasarladığı Cote d’Azur’da yer alan villa, Gray’in ilk mimari projesidir. O dönem birlikte olduğu mimar Jean Badovici ile yaşamak için inşa ettikleri ev, pek çok ilgi çekici hikâyeyi de barındırır. Öncellikle villa ismini ikiliden alır, E harfi Eileen’in baş harfini, 10 Jean’ın baş harfi olan J’nin alfabedeki sırasını, 7 yine G harfinin alfabedeki sırasını temsil eder. Evin tamamlanmasında kısa bir süre sonra Gray ve Badovici’nin ilişkisi sona erer, modern mimarinin en ilgi çekici yapısı E-1027 içinse Le Corbusier dönemi başlamıştır. Yazlarını bu evde geçiren Le Corbusier, villanın beyaz duvarlarına renkli çizimler yapar. Gray bu durumu vandalizm olarak değerlendirirken, kimilerine göre ise Corbusier, bir kadın tarafından tasarlanan bu yapıyı kıskanmıştır. Sonrasında satın alan kişi ise cinayete kurban gider ve ev 90’lı yıllara kadar boş kalır. Villa E-1027, uzun restorasyon sürecinden sonra ziyarete açılmıştır.

Yüzyılın Satışı

Yves Saint Laurent ve Pierre Bergé’nin 3 gün süren ve toplam 730 adet parçadan oluşan, içerisinde mobilya, sanat eserleri, antikaların yer aldığı koleksiyonları 2009 yılında ünlü müzayede evi Christie’s aracılığıyla satışa çıkarılmıştı. Bütün dünyanın yakından izlediği bu satışta kimsenin beklemediği bir şey olacaktı ve 20. yüzyılda tasarlanan bir mobilya tarihin en yüksek fiyatı ile alıcı bulacaktı. Başlangıç fiyatının neredeyse 7 katı olan 21.905.000 Euro’ya satılan Dragons koltuk, Eileen Gray’in 1917-1919 tarihlerinde tasarladığı ahşap ve deriden oluşan eşsiz bir parçaydı. Mobilyanın da sanat eseri statüsünde yer aldığı ve aynı koleksiyonda yer alan Mondrian kadar yüksek bir fiyata satılması şaşkınlık yaratan bir gelişme olmuştu.

Hazırlayan: Ilgın Gözelekli


seda@mayadijital.com