TOP

SANATSAL VE KONFORLU ATMOSFER

Dünyanın en meşhur otel zincirlerinden olan Hilton’un İstanbul
Maslak’ta yer alan oteli, şehir merkezinde lüks ve konforu birleştiren bir atmosfere sahip. Otelin dekorasyon ve tasarımında imzası bulunan Mimar Aybala Öz ile konuştuk.

Mimar Aybala Öz

Birçok mimari projeye imza atan Mimar Aybala Öz, 2005 yılında Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Milano Scuola Politecnica di Design’da mimari tasarım yüksek lisansı yapmış. Milano’da Michele De Lucchi (AMDL) mimarlık ofisinde bir süre çalıştıktan sonra İstanbul’a dönen mimarın, kurucusu olduğu CA2O Architects firması ile 2011 yılından bu yana yaptığı iç mekân tasarımlarını yakından takip ediyoruz. Aybala Öz’ün Maslak Hilton’da yarattığı sanatsal ve konforlu atmosfer ziyaretçilere duygusal bir deneyim sunuyor.

Tasarımda önceliğiniz ve yaratmak istediğiniz atmosfer ne oldu?

İçinde bulunduğumuz otel İstanbul’un modern mimariye geçiş sürecine tanıklık etmiş bir yapı. İstanbul ve yakın tarihi ile doğrudan iletişimde olduğu kadar iç mekânsal yaşantısıyla da zaman süzgecinden geçmiş. Öncelikle bu hikâyeyi yazarken binanın tüm yaşanmışlığını ve birikimini kabul ederek, yepyeni ve çok daha heyecan verici bir yolculuğa adım atmak istedik. Bu yolda merhum Mete Bora’ya ait olan sanat koleksiyonunu tasarımın bir parçası olarak kabul edip, sanat eserlerinin anlattığı hikâyelerle mekânlara özgü farklı kurgular oluşturduk. “Gelip geçmek”
yani konaklama işlevini yüzeysellikten kurtarıp, sanatı yaşamın merkezinde tanımlayarak varoluşsal, görsel ve duygusal deneyimlere açık hale getirdik. Seçilen tüm malzemeler, dokular ve renkler birbiri içine geçen birçok hikâyenin sözcüsü olmaya başladı. Böylelikle tüm oda
birimlerinde aynı tasarım yaklaşımıyla farklı algılar oluşturmayı başardık. Genel mekânlarda, ışık ve karanlık dengesi kendi karanlığında ışığı bulma yolculuğunu anlatıyor. Otelin ortak hacimlerinde, bu tasarım ilkesine
paralel aydınlatma ögeleri kullanılarak farklı görsel oyunlar oynamaya imkân tanıdık. Bu süreçte tasarımcı olarak biz de geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi sorguladık ve her birimiz kendi hikâyemizi yeniden yazdık.


Daha çok ne tarz projelere odaklanıyorsunuz?

Son yıllarda yurt içinde ve yurt dışında otel, konut, ticari ve karma yerleşke projelerine yoğunlaşmış durumdayız. Özellikle hepimizin yakından tanıdığı Hilton, Rezidor gibi otel markalarıyla beraber çalışıyoruz. Bunun yanı sıra yabancı ve Türk yatırımcılarla da iş birliği sürecimiz devam ediyor. İlham aldığınız mimar ve tasarımcılar var mı? Neri & Hu Studio’nun iç mekân tasarım yaklaşımlarını çok beğeniyorum. Mimari yapıyı ve yaşam alanlarını bir bütün olarak ele almaları tasarımı bütünsel kılıyor. Mimar olarak ise Peter Zumthor ve Dominique Perrault’yu ilgiyle takip
ettiğimi söyleyebilirim.

Önümüzdeki günlerde ne gibi planları var CA2O’nun?

CA2O, benimle ve diğer mimarlarıyla beraber çok genç ve dinamik bir ofis. Kendi içimizde homojen bir çalışma yapımız var. Tasarım sürecinde bir bütün oluyoruz, sonraki proje etaplarında ise ayrışıyoruz. Son yıllarda daha çok yurt dışı mimari ve iç mimari projelerimiz yoğunlaştı.Bu da bize daha küresel bir ofis olma şansı tanıyor. Aynı zamanda mimarlığın dışında farklı oluşumlar içindeyiz. Ofis ortamımızda farklı sanatçılarla ve mimarlarla bir araya gelip ortak projeler yapmayı hedefliyoruz. Geçen aylarda CA2O Architects olarak Hilton İstanbul Maslak’ta, İstanbul Design Week açılış partisine ev sahipliği yaptık. Birçok Türk ve yabancı mimar ve tasarımcıyla buluştuk. Farklı ölçeklerde organizasyonlara ev sahipliği yaparak yolumuza etmeye devam etmeyi planlıyoruz.

Seçilen tüm malzeme, doku ve renklerin birbiri içine geçen birçok hikâyenin sözcüsü olduğunu söyleyen mimar, oteldeki tüm odalarda aynı tasarım yaklaşımıyla farklı algılar oluşturduklarını belirtiyor.

Hazırlayan : MERGİM ÖZDAMAR

Fotoğraf : ERHAN TARLIĞ

gizema@groupmedya.com