TOP

SANAT ESERLERİ İLE HARMANLANAN YAŞAMIN İZLERİ

Artebel Design Studio imzasını taşıyan yalı,sahibi Murat Gezer’in sevgi dolu anılarıyla beslenen,sanat eserleriyle harmanlanan çok özel bir yaşamın izlerini yansıtıyor.

Artebel Design Studio kurucusu Beril Başaran ile ev sahibi Murat Gezer

Boğaz hattının en karakteristik semtlerinden Yeniköy’de, geniş bir bahçesi ve rıhtımı olan tek katlı ahşap bir yapıdayız. Murat Gezer’in yaşadığı ev; geçmişte bitişiğinde konumlanan ünlü Ahmet Afif Paşa Yalısı’nın kayıkhanesi olarak tasarlanmış. Bir dönemin en önemli deniz ulaşımı aracı olan kayıklar, kayıkhanelere çekilir, kayık ile ilgilenen görevliler de bu yapılarda yaşarmış. Yirminci yüzyılın başlarında inşa edilen yalının mimarı Osmanlı Bankası, İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Pera Palas Oteli gibi önemli yapılarda da imzası bulunan Alexandre Vallaury.

Dikdörtgen olarak planlanan ahşap yapının bir cephesi boylu boyunca aynı formdaki bahçeye bakıyor. Tarihi yapı, eserleriyle İstanbul’un suretinde önemli katkıları olan ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından yapılmış.

Tek katlı kayıkhane binasının bodrum katı, kayıkların içeriye çekildiği alan ve burada deniz evin içine kadar giriyor. Kayıkhane binası ile ana yalı daha sonra bahçeye örülen bir duvar ile ayrılmış iki yalı halini almış. Fonksiyon değişikliğinin ardından bağımsız bir yalı haline gelen yapı önce bir süre konut, sonra da global bir şirketin ofisi olarak kullanılmış. Artebel Design Studio ekibi yalıyı teslim aldığında mekâna elektrik, telefon ve bilgisayar hatlarıyla ray spot aydınlatmalar gibi birçok plansız yüzeysel eklemenin yapıldığını görmüş. Yıllar boyunca herhangi kapsamlı yenileme yapılmadığı için, yıpranma düzeyinin oldukça yüksek olduğunu söylüyor Artebel Design Studio’nun kurucusu Beril Başaran. “Teknik altyapıların binaya adapte edilmemesi işimizi zorlaştırdı. Yalı, ofis olarak kullanıldığı için tüm zeminler yıpranmış ve sağlıksız bir haldeydi. Böyle bir mekânı tekrar konut olarak kullanıma sokmak için titizlikle yaklaşmak gerekiyordu, biz de öyle yaptık. Hiçbir yapısal müdahalede bulunmadık ancak tüm elektrik ve su tesisatı ile ıslak mekânları çağdaş bir şekilde yeniledik. Her mekândan çıkardığımız çok miktarda atık malzeme oldu. Ahşap özellikli bir yapı olması nedeniyle yaptığımız bu projede minimum hareketle birden fazla ihtiyaca cevap verebilecek sonuca ulaşmayı hedefledik. İnşaat aşamasında çalıştığımız ekipler ve deneyimlerimizden gelen bilgiler sayesinde kolay çözümlerle birlikte olumlu bir uygulama süreci yaşadık. Çok keyifli ve güzel anılarla dolu bir proje süreci geçirdik” diyor, böyle bir mekânı yenilemenin
zorluklarının neler olduğunu sorduğumuzda. Bazı noktalarda iyice yıpranmış ahşap zeminler bölgesel tamiratlarla projeye uygun olarak cilalanmış.

Dolap, four&more’dan alınmış. Tablo, Ergin İnan’a ait
DJ kabininin üstündeki eser Ekrem Yalcındağ’a ait. Aplik Sami Savatlı imzasını taşıyor
Puf, four&more, dresuar ise Cumba Selection koleksiyonundan seçilmiş
Yemek odasındaki aplikler bir seyahat sırasında Venedik’teki Murano Adası’ndan alınmış
Yatak odasında güçlü dokularla yalın ve sıcak bir ambiyans oluşturulmuş
Şöminenin etrafında terasa karşı bir oturma alanı yaratılmış

Tüm orijinal doğramalar da aynı tamirat işleminden geçirilerek kullanılır hale getirilmiş, kapı kolları ise yenilenmiş. Pera Palas Oteli’nden getirilen yemek odasındaki pirinç avize ve çiçek desenli kapı camları Mimar Alexandre Vallaury dönemine ait orijinal parçalar. Toplam 200 metrekareye yayılan ev, giriş holü, misafir tuvaleti, salon, yemek odası, yatak odası, banyo, giyinme odası, misafir odası ve misafir banyosu
ile çağdaş gereksinimlere cevap verecek şekilde kurgulanmış. 3 metre 60 santimetre tavan yüksekliği giyinme ve misafir odasında 2 metre 40 santimetreye iniyor. Denize dik, dikdörtgen planlı binanın tek cephesi bitişik nizam olduğu için sağır.

Evin bütün mekânları bahçeye bakıyor. Boğaz kısmında bulunan salon eşsiz manzarası ile şehir hayatının kaosundan kopuk, huzurlu bir ambiyansa sahip. Balkonda otururken denizin üzerinde hayallere dalmak kaçınılmaz. Artebel Design Studio ekibinden İç Mimar Ferhat Kalay, tasarım sürecini bugüne kadar yapmış oldukları tüm projelendirmelerden farklı olarak çok keyifli anlar yaşayarak geçirmiş olduklarını belirtiyor. Murat Gezer’in yaşam tarzı, bakış açısı, zarafeti ve ne istediği konusunda çok net olması proje tasarım ve uygulama sürecindeki aşamaları kolaylaştırmış. Böylece tarihi bir yapı içerisinde son derece güncel, sanatsal öğelerin ağırlıkta olduğu, ruhu olan parçaların özel detaylarla bir araya geldiği bütünlüklü bir stil oluşturulmuş. Evdeki renk paleti proje aşamasında yapılan seçimler doğrultusunda ev sahiplerinin enerjisine uygun olarak belirlenmiş. Ortaya çıkan dingin ve sakin mekânın ev sahiplerinin her zaman güler yüzlü, neşeli, sevgi dolu oluşuyla ilgili olduğunu söylüyor Beril Başaran ve ekliyor: “Renk seçimlerinde doğal ve pastel tonları tercih ederek zamansız bir tarz ortaya koyduk. Moda olan renklerden özellikle kaçındık. Evde bulunan sanat eserleriyle birlikte renk bakımından ahenk ve zenginlik sağlandı.” Sanat eserleri, ev sahiplerinin zamanla oluşturduğu koleksiyona ait parçalar. Farklı sanatçılara ait eserler, farklı tarzlara sahipler. Tüm detayların özenle düşünüldüğü, zevkle tasarlanan bu ev, her noktasında birçok anıyı barındırın özel bir yaşam alanı.

Yarı değerli ithal taş kullanılarak üretilen pirinç ayaklı dresuar Artebel Design tasarımı ve üretimi. SIRR Seramik’ten alınan pasta takımına Hermès marka çay takımı ile Portebello çatak ve bıçak eşlik ediyor. Petifür, Five O’Clock’tan alınmış

Hazırlayan ÇİĞDEM HASANOĞLU

Fotoğraf ERHAN TARLIĞ




seda@mayadijital.com