TOP

İRRASYONEL DÜŞÜNCE VE DÖRDÜNCÜ BOYUTA YOLCULUK

Sanatçı Özge Topçu, Düz Dünya\W Axis isimli sergisinde yeni nesil irrasyonel düşünce trendlerinden esinlenerek 4. boyuta doğru bir yolculuğa çıkıyor. 11 Nisan’da başlayan sergi, 18 Mayıs tarihine kadar Pilot Galeri’de sergilenecek.

Özge Topçu

İşlerindeki mimari referanslar hemen göze çarpıyor. Sanatçı bu defa, 4. boyutun deneyimlerini araştırarak mekâna yayılan heykel kavramına değiniyor. Mimariyi insanlığın ilk primitif ve güdüsel yaratım mecralarından biri olarak gören Özge Topçu, mimarinin en doğal ve de elzem üretim biçimi olduğunu, bir sanatçı olarak bu duygudan ve deneyimden yararlanmaktan haz duyduğunu söylüyor. “Yaptığım en naif ve basit çizimde bile hemen mekânsallaşmaya başladığımı, düşünce veya duygumun kendimi mekânsallaştırarak ortaya çıktığını söyleyebilirim” diyor mimariyle nasıl bir ilişki kurduğunu sorduğumuzda. Mecra olarak mekân vazgeçilmezi fakat bu malzeme olarak kâğıt üzerinde de olabiliyor, ahşap üzerine de. “Son birkaç sergidir ahşap kullanıyorum, Art Night London 2018 de gerçekleştirdiğim ‘Agora’ adlı büyük boyutlu mimari yerleştirmelerden meydana gelen kamusal sanat projesi, dönüşecek olan pazar yerinin ahşap kasalarından oluşturuldu.

Özge Topçu, dünyanın küre formunu düzleme indirgemeye çalışırken stereografik izdüşüm yöntemini benimsemiş.

Düz Dünya sergisinde de tarihselliğe ve doğu el sanatlarına atıfta bulunduğumdan burada da ahşap göreceksiniz. Fakat aynı şekilde plastik, hazır nesne veya beton da sıklıkla enstalasyonlarıma dâhil olan malzemelerdir. Atıfta bulunduğum dönemlere göre, veya hatta zaman zaman anakroni/ kontrast yaratmak için dâhi bu malzemeleri kullanmaya devam edeceğim.” Düz Dünya’da Özge Topçu’nun son iki yıldır içinde bulunduğu günümüz dünyası düşünce biçimleri ve boyutlarına dair sorgulamalarını ve beyin fırtınalarını farklı medyumlarla dışa vurduğu ahşap yerleştirme ve heykeller ile ve karışık teknik çalışmalarını göreceğiz. “Son iki yıldır bu Düz Dünya mevzusu ve Flat Earth Society üzerine çalışıyorum. Dünya’nın son 600 yüzyıllık çağ ve gelişimini yok sayarak sansasyonel bir inanışla düz olduğunu iddia eden bu eğilimin, aydınlanma çağının öncesine, ampirizme ve ortaçağa tekabül eden bu duyumları merkeze alan inanış biçiminin neden tekrar popüler olduğunu anlamaya çalışıyordum.” Sanatçı, günümüzde ‘gerçeklik sonrası’ olarak da adlandırılan bu dönemin inanış biçiminin ve gerçeklikle ilişkisinin tarihler arası seyahatini incelemek istemiş.

Hazırlayan : ÇİĞDEM HASANOĞLU

seda@mayadijital.com