| |
|
|
 |
|
| |
|
|
Yaratıcı Detaylar
Suadiye'de her köşesi ayrı bir konsepte uygun tasarlanan, "kalabalık şıklığa" sahip bir evdeyiz.
HAZIRLAYAN ŞAFAK ÜNAL FOTOĞRAF MEHMET ATEŞ
Seramik sanatçısı Canan Çelik her bir eşyanın hikayesini bizimle paylaşıyor.
İstanbul'da yoğun kar yağışının olduğu günlerden birindeyiz. Ama Suadiye'deki bu eve girince soğuğu da, ayazı da unutup sıcacık bir dünyaya dalıyoruz. Seramik sanatçısı Canan Çelik'in, Mehmet Yaman ve oğlu Murat Yaman ile kurdukları üç kişilik yuvasına konuk oluyoruz.
Misafir olduğumuz mekan iki kata yayılıyor. Aile sekiz senedir aynı sokakta ancak birkaç aydır bu evde yaşıyor; Anadolu yakasını daha düzenli ve sakin olduğu için tercih ediyorlar Alt katta Canan Çelik'in atölyesi, üç oda, banyo ve yatak odası bulunuyor. Üst kat ise ortak alan olarak mutfak, salon ve misafir banyosuyla düzenlenmiş. Dekorasyonun temelini az eşya, çok aksesuar oluşturuyor. Mobilyalar ihtiyaca yönelik seçilmiş ancak detaylar önemli; tutkular ve seyahatler baz alınarak her köşede bir konsept oluşturan aksesuarlar dikkat çekici... Ev sahibi "Benim tasarıma karşı zaafım var. Mesela Muji, Kartell, Ikea, Habitat çok beğendiğim markalar... Bana güzel gelen her şeyi satın alıyorum. Biriktirmeyi, toplamayı sevdiğim için ev de kalabalık oluyor haliyle... Ama bu törpülenmiş, frenlenmiş ve sadeleşmiş halim." diyerek kahkahalar atıyor.
Canan Çelik mekanın tüm dekorasyonunu kağıt üzerinde çizerek ve tüm mobilyaları önceden belirleyerek yapmış. Tekstil üzerine eğitim aldığı ve uzun yıllar bu alanda çalıştığı için çizerek çalışmanın kendisine çok daha kolay geldiğini belirtiyor. Bir önceki evine beyaz kırmızı renklerin ağırlıkta olduğu Çin stili hakimken yeni mekanda bu stilden uzaklaşmak ve nötr renklerle dekorasyonun temelini oluşturmak istemiş. Taş renginin tüm mekanda ön plana çıkmasının sebebi bu. Stil olarak "Shabby Chic" olarak nitelendirilebilen mekanda her evde görmeye alışık olmadığımız objeler kullanılmış. Çelik "Halı kullanmayı sevmiyorum çünkü artık herkes etnik halılar kullanıyor. Ben yaygın olanı sevmiyorum diyebilirim, ortak zevklere inanmıyorum. Az olan, nadir bulunan şeyleri tercih ederim." diyerek seçimlerini anlatıyor.
Uzun yıllar tekstil alanında çalıştıktan sonra bir Tibet seyahatiyle yaşantısında köklü değişiklikler yapan Çelik ile işlerinden ve hayatından konuşmadan duramadık.
Neler var gündeminizde? Gündemimde tombik hanımlar var! Çok sevdiğim Botero'dan ilham alıp onun Türk versiyonlarını çalışıyorum. Hamama girmiş terleyen, şişman kadınların heykelleri; kimisi keseleniyor, kimisi sabunlanıyor. Sonbaharda gerçekleşecek yeni bir sergi için hazırlanıyorum.
Kullandığınız teknikten bahsedebilir misiniz? Malzeme olarak terracotta, ince şamot kullanıyorum. Çin usulü antik bir sır tekniğiyle zımparalayıp eskitme yapıyorum, sonra da yüzeyi balmumuyla parlatıp terlemiş havası veriyorum Bel ve baş kısımlarına kumaşlardan peştamallar, başlıklar ekliyorum.
Heykel yapmaya nasıl başladınız? Heykeller, Botero ve İznik medeniyetlerine olan ilgimle başladı. 90'da Dünya Bankası tarafından Anadolu medeniyetlerine dair muhteşem bir sergi yapıldı. Oradaki Anadolu tanrıçaları çok ilgimi çekti. O günlerde tekstil işindeydim ve 'Bir gün işi bırakırsam kesinlikle seramik yapmak ve bu tanrıçaları anlatmak istiyorum.' demiştim. Üzerinden on sene geçtikten sonra bu isteklerim yavaş yavaş şekil almaya başladı. 20 seneden fazla moda tasarımıyla uğraştım. Bugün moda fuarlarını bile bünyem kaldırmıyor, çok sancılı bir süreç... Hep aynı şey; altı ayda bir yeni çocuk, yeni koleksiyon dünyaya getirme durumu ve stresi beni yordu. Bir rahatsızlık geçirip o kadar yoğun çalışamaz olduktan sonra tekstile nokta koyup bu alana eğildim. Ticarete yöneliyorum yavaş yavaş, sergiyle de bunu gerçekleştireceğim.
Evde hep konseptler üzerinden kurgulanan bir dekorasyon var. Tabii ki yaşanmışlık bu detayları önemli kılan... Eğitimini aldığım moda alanında hep temalar vardı. Zannediyorum ki bu tema-konsept meselesi bende sağlam bir temel oluşturdu. Bir Türk kahvesi ikramının bile konseptine dikkat ediyorum. Yaldızlı eski bir Türk kahvesi fincanının modern bir tepside sunulması rahatsız ediyor. Fincan varaklıysa, tepsinin de varaklı olması gerekiyor. Objeyi bir mekana yerleştirirken yazamanda, ya renkte ya da konuda uyum görmek istiyorum. Uyumsuzluk bana batıyor. Temasal, renksel, stilsel uyumlarım var. Serdar Gülgün'ün hediyesi olan heykelin arkasına özellikle eski Konstantinopolis Gazetesi yerleştirdim, yanına eski sigara kutularını koydum. Bence hepsi birbiriyle konuşmalı, dost olarak oturmalılar. Çinilerin olduğu köşede renk uyumu var. Hindistan ve Singapur'dan aldığım heykellerin bulunduğu köşesinin ortak özelliği ise gezi konsepti.
Sizin için Tibet'e gitti ve hayatı değişti diyebilir miyiz? Evet aynen öyle... Hastalandım, Tibet'e gittim ve hayatım değişti. Tekstille uğraştığım dönem günde 16 saat çalışıyordum. Sonra hastalandım ve jeton düştü! Ben ne yapıyorum diye düşündüm, mezun olduğumdan beri soluksuz çalışıyordum ve kendim için ne yaptığımı sorguladım. Evet, birçok ülke görmüştüm ama gerçekten görmek istediğim yüzüyle görmemiştim bile... Biz fuarlar, vitrinler, moda haftaları, en güzel restoranları gördük ama esasında turistik ya da göz önünde olmayan yerlerini görmek istiyordum. Bunların eksikliğini farkettiğim anda bir liste yapmaya başladım. Gitmek, görmek istediğim yerleri yazdım. Önce Bali'ye gittim, oradaki dinginliğin kaynağı olan Budizm'i yakından tanımak istediğimi söyleyince bana "buradan seyahate başlanmaz, Hindistan'a, Tibet'e gitmeniz gerekiyor" dediler. Tibet'e gidince, eğitimimiz, kurallarımız ve yaşadığımız dünya sayemizde ne kadar sancılı bir hale gelmiş diye düşünmekten kendimi alamadım. İnsanların hiçbir şeyleri yok, sadece dağ öküzleri, yakları ve inançlarıyla inanılmaz mutlular. Bu beni çok etkiledi, insanların parayla satın alınmadığını, para için hiçbir şey yapmadıklarını görünce çok şaşırdım.
Gezilere nasıl vakit ayırıyorsunuz? Bu dönem çok fazla ayıramıyorum, sergiden sonra devam edeceğim. Kamboçya, Vietnam rotası beni çok çekiyor. Mutlaka gerçekleştireceğim.
|
|
|
DİĞER HABERLER
|
|
 |
Yunanistan'ın en güzel ... |
|
 |
Helin Avşar hayatında yepyeni bir ... |
|
 |
Mekana ilk adım... Girişte ... |
|
|
 |
Türkiye'de galericilik dendiğinde ilk ... |
|
 |
Mimari, iç mimari ve mobilya tasarım ... |
|
 |
Galata'da, semtin efsanevi yapısı ... |
|
|
 |
Aile ve arkadaşlar için ideal alan ... |
|
 |
Ruhu sanata tutkun bir asilzadeyi ... |
|
 |
Ressam Hedy Klineman, East Hamptons'da ... |
|
|
 |
Kont ve kontes D'Ornano çiftinin ... |
|
 |
Suadiye'de her köşesi ayrı bir ... |
|
 |
Bir mekan, içinde yaşayanların ... |
|
|
 |
Tasarımcı Nahide ... |
|
 |
Beykoz Konakları'nda büyük bir bahçe ... |
|
 |
Marta Kalyoncu'nun şehirdeki yeni evine konuk olduk. ... |
|
|
 |
Hiç mi büyümez erkekler? Hep oyuncak ... |
|
 |
Bir iç mimar işe kendinden başlar, ... |
|
 |
İstanbul Boğazı'na tepeden bakan, ... |
|
|
 |
Amerikan stilinin detaylarını Türk ... |
|
 |
Hayatın abartılı dekorlarından uzak, ... |
|
 |
Alpler'in yamaçlarında 200 yıllık ... |
|
|
 |
Boğaz'ın tam ortasında, gerçek ... |
|
 |
Sofra aksesuarları, dekoratif objeler, ... |
|
 |
İstanbul'un en güzel apartmanlarından ... |
|
|
 |
On yıldır aynı evde yaşayan Tolga ... |
|
 |
Arzu Kaprol'un Kuruçeşme'deki yeni ... |
|
 |
Çukurcuma'da dar sokakların, ... |
|
|
 |
Farklı mobilyalarla oluşturulmuş ... |
|
 |
İstanbul aşığı bir İzmirli Ebru Akel. ... |
|
 |
Roma'da Post-Rönesans mimarisinin en ... |
|
|
 |
1905'de inşa edilmiş, Art Noveau stili ... |
|
 |
Aşağı Normandiya'nın sahil şehri ... |
|
 |
Üç kuşağın yaşamına şahit, sanat ... |
|
|
 |
Sarıyer'in dik yamaçlarında ... |
|
 |
Floransa'da bir dönüşüm projesi. |
|
 |
Yaratıcı ve genç ruhu, farklı ... |
|
|
 |
Ressam Fatma Tülin Öztürk'ün ... |
|
 |
Dıştan bakıldığında ahşap, iki ... |
|
 |
Kuzguncuk'ta, Nevzat Sayın, Mert Eyiler ... |
|
|
 |
Uzun zaman önce sözünü aldığımız ... |
|
 |
İlk kez kapılarını açtı... |
|
 |
Siren Ertan'la, antika parçalar ve ... |
|
|
 |
Bugünlerde herkes ondan bahsediyor, onu ... |
|
 |
İstanbul Üniversitesi Rektörlük ... |
|
 |
Eda Taşpınar'ın evini ... |
|
|
 |
Hansel ve Gretel'in şekerden ... |
|
 |
İstanbul Boğazı'nın ilk Türk köyü ... |
|
 |
İnsanın evini kendi elleriyle yapması ... |
|
|
 |
Toskana Vadisi Evleri'nde doğa ve ... |
|
 |
Mimar Uğur Çetin, yılların ... |
|
 |
Çevremizi, Aristo'dan miras kalan beş ... |
|
|
 |
Bordeaux'da sade bir yaşam |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
| |
|
TESTLER
|
|
| |
|
|
|
|
| |
|