Dosya
Öneriler
Evler
 
Bu sayfayı Facebook'a gönder Bu sayfayı del.icio.us'a gönder Bu sayfayı Stumble'a gönder! Bu sayfayı Netscape'e gönder! Bu sayfayı Reddit'e gönder!
   

 
 
Tarihi Zarafet
İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası
Hazırlayan AYŞE FUNDA ARAS Fotoğraf ENGİN AYDENİZ
Fransız Mimar Bourgeois tarafından 1864-1866 yıllarında inşa edilen İstanbul Üniversitesi Merkez Binası'nda Rektörlük, İktisat ve Hukuk Fakültesi dekanlık binaları ve idari ofisler yer alıyor. Tavan ve duvar süslemeleriyle dikkat çeken salonlarında konserler ve uluslararası toplantılar yapılıyor.

İçinde Rektörlük, İktisat ve Hukuk Fakültesi dekanlıkları ile idari ofislerin bulunduğu İstanbul Üniversitesi Merkez Binası uzun bir tarihsel geçmişe sahip. Beyazıt semti, Bizans Dönemi'nde kiliseler ve sarayların yoğunlukta olduğu bir bölge haline gelmişti. Roma döneminde ise şehrin merkezi olan Forum'un burada bulunduğu söylenir. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sonra Osmanlı'nın ilk sarayı da buraya inşa edilmiş. "Fatih ilk olarak bugünün Beyazıt semtinde ve günümüzde üniversitenin merkez binalarının bulunduğu yerde Osmanlı başkentinin yeni sarayını yaptırmaya başlamış. Ama kısa zamanda fikrini değiştirerek, bugünün Topkapı Sarayı'nın bulunduğu alanda bazı binalar yaptırmaya girişmiş. Böylece Beyazıt'taki bina çok erken bir dönemde "Eski Saray'' adını almış. Muhtemelen Fatih, Topkapı Sarayı'nın gördüğü manzaradan etkilenerek fikir değiştirince "Eski Saray" daha çok ölen padişahların haremlerinin oturduğu yer olarak kullanılmış. İnşaatı 1458'de tamamlanan Eski Saray, Harem Dairesi ve çeşitli köşklerden oluşan bir alan haline gelmiş. Bunlar ahşap yapılarmış. Sarayın çevresinde, sultanların ve şehzadelerin avlanmaları için av hayvanlarının yetiştirildiği geniş av sahaları bulunuyormuş. Eski Saray 16. ve 17. yüzyılda birer yangın geçirmiş ve her yangından sonra tekrar onarılmış.

1826'da Sultan Abdülaziz Dönemi'nde geleneksel Osmanlı askeri teşkilatı olan Yeniçeri Ocağı kaldırılırıp modern ordu kurulunca bina Bab-ı Seraskeri'ye tahsis edilmiş. Seraskerlik olunca ahşap köşk yaptırılmış. Bu alan askeri birimlerden oluşan bir kompleks haline gelmiş. Bina da Bab-ı Seraski ya da Serasker Kapısı olarak adlandırılmış. Daha sonra bu makam Harbiye Nezareti adını almış. 1864 yılında yıkılan ahşap binanın yerine günümüze kadar gelen bu bina inşa edilmiş. Fransız Mimar Bourgeois tarafından 1867'de tamamlanan bina dikdörtgen planlı, kâgir ve bir bodrum kat üzerine üç katlı olarak inşa edilmiş. 1879'da Harbiye Nezareti olarak kullanılmaya başlanan, Barok mimari üslubunun öne çıktığı ve bir kısmı kâgir çoğunluğu ahşap olan bu yapı 1894 İstanbul depreminden sonra Mimar Raimondo d'Aranco tarafından onarılmış. 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla, diğer bakanlıklar gibi Harbiye Nezareti- Milli Savunma Bakanlığı, Ankara'ya taşınınca Darülfünun'a verilmiş. 1933'te ise "Üniversiteler Reformu" ile İstanbul Üniversitesi Merkez Binası olarak kullanılmaya başlanmış. 1933 ve 1950'de Mimar Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından onarılmış.

Eklektik bir üslup
Tarihi yarımadanın en büyük binalarından olan, eklektik üsluptaki binanın cephesi Neo-Rönesans Dönemi'ni anımsatan bir özelliğe sahip. Simetrik, aksiyal planlı yapıda dört cephede de girişler bulunuyor. Ana girişten girildiğinde geniş bir avluyla karşılaşılıyor. Tavanı camla örtülü olan kare planlı avlu yapının merkezi. Avlunun her iki yanında doğu- batı yönünde simetrik anıtsal iki merdiven bulunuyor. Tırabzanlardaki taş işlemeciliği ve mermer sütunlar dikkat çekici. En üst katta Mavi Salon ve Doktora Salonu dışında birbirine geçişi bulunan üçer salon daha yer almakta. Oryantalist bir dekorasyon anlayışıyla tasarlanmış salonların duvar ve tavanları zengin süslemelerle bezenmiş. Tavan resimleri 17. ve 18. yüzyılda uygulanmaya başlayan tavan ve duvar geleneğini sürdürüyor. Tavanlardaki üç boyutlu ve yoğun süsleme Barok üslubu anımsatıyor. Süslemelerin arasına asker ressam öğrenciler tarafından yapıldığı tahmin edilen yağlı boya ile tuval üzerine yapılıp yerine oturtulan manzara resimleri yerleştirilmiş. Doktora Salonu'na açılan diğer salonda bulunan kütüphane Sultan Abdülhamit tarafından yapılmış. Bina Harbiye Nezareti olarak kullanılıyor ve askerlerin kılıçlarını kuşandıkları yer olan Kılıçlık'ta bu katta bulunuyor. Çeşme ise bu yapının inşasından 30 yıl sonra ortaya çıkan akımın bir örneği olarak sonradan monte edilmiş.

Her daim yaşayan sanat
Binanın en üst katında yer alan 13 odadan ve bir koridordan oluşan bölümde Paris'te sanat eğitimi alırken I. Dünya Savaşı çıkınca yurda dönen sanatçılardan oluşan ve ''14'ler Kuşağı'' olarak anılan ressam grubu içinde yer alan ilk Türk portre ressamı Feyhaman Duran, Türkiye'de soyutlamaya giren ilk ressamlardan biri olarak tanımlanan ressam ve heykeltraş Selim Turan ve ressam Güzide Duran'ın eserleri sürekli olarak sergileniyor. Salonlarda ayrıca Selim Turan'ın hat abstreleri ve heykelleri de yer almakta. İstanbul Üniversitesi Merkez Binası'nın zengin süslemelerle bezeli salonlarında üniversite ve konsolosluklar işbirliğiyle üniversite öğrencileri, öğretim üyeleri ve çalışanlar için konserler düzenleniyor; uluslararası toplantılar ve sempozyumlar yapılıyor. Bir sonbahar gününde yolunuzu bu binaya düşürün; geniş bahçesinde yer alan çınar ağaçlarının arasında yürüyün. Binanın içindeki avluda yüzünüzü cam çatıdan gelen güneş ışığına çevirin. Geniş merdivenlerden çıkarak ulaştığınız en üst kattaki salonlarda bir zamanlar alınmış kararlara kulak kabartın. Sanat her zaman son durağınız olsun. Geçmiş zaman portreleri, soyutlamalar, ölüdoğalar, nülerden yansıyan renkler gününüzü aydınlatsın.


Yorum sayısı: 0 



 

DİĞER HABERLER

Mekana ilk adım... Girişte ...

Türkiye'de galericilik dendiğinde ilk ...

Mimari, iç mimari ve mobilya tasarım ...

Galata'da, semtin efsanevi yapısı ...

Aile ve arkadaşlar için ideal alan ...

Ruhu sanata tutkun bir asilzadeyi ...

Ressam Hedy Klineman, East Hamptons'da ...

Kont ve kontes D'Ornano çiftinin ...

Suadiye'de her köşesi ayrı bir ...

Bir mekan, içinde yaşayanların ...

Tasarımcı Nahide ...

Beykoz Konakları'nda büyük bir bahçe ...

Marta Kalyoncu'nun şehirdeki yeni evine konuk olduk. ...

Hiç mi büyümez erkekler? Hep oyuncak ...

Bir iç mimar işe kendinden başlar, ...

İstanbul Boğazı'na tepeden bakan, ...

Amerikan stilinin detaylarını Türk ...

Hayatın abartılı dekorlarından uzak, ...

Alpler'in yamaçlarında 200 yıllık ...

Boğaz'ın tam ortasında, gerçek ...

Sofra aksesuarları, dekoratif objeler, ...

İstanbul'un en güzel apartmanlarından ...

On yıldır aynı evde yaşayan Tolga ...

Arzu Kaprol'un Kuruçeşme'deki yeni ...

Çukurcuma'da dar sokakların, ...

Farklı mobilyalarla oluşturulmuş ...

İstanbul aşığı bir İzmirli Ebru Akel. ...

Roma'da Post-Rönesans mimarisinin en ...

1905'de inşa edilmiş, Art Noveau stili ...

Aşağı Normandiya'nın sahil şehri ...

Üç kuşağın yaşamına şahit, sanat ...

Sarıyer'in dik yamaçlarında ...

Floransa'da bir dönüşüm projesi.

Yaratıcı ve genç ruhu, farklı ...

Ressam Fatma Tülin Öztürk'ün ...

Dıştan bakıldığında ahşap, iki ...

Kuzguncuk'ta, Nevzat Sayın, Mert Eyiler ...

Uzun zaman önce sözünü aldığımız ...

İlk kez kapılarını açtı...

Siren Ertan'la, antika parçalar ve ...

Bugünlerde herkes ondan bahsediyor, onu ...

İstanbul Üniversitesi Rektörlük ...

Eda Taşpınar'ın evini ...

Hansel ve Gretel'in şekerden ...

İstanbul Boğazı'nın ilk Türk köyü ...

İnsanın evini kendi elleriyle yapması ...

Toskana Vadisi Evleri'nde doğa ve ...

Mimar Uğur Çetin, yılların ...

Çevremizi, Aristo'dan miras kalan beş ...

Bordeaux'da sade bir yaşam
 
 
 
DERGİDE BU AY
EDİTÖRDEN
OBJEKTİF
KISA KISA
ALIŞVERİŞ
Örgü ve dantel efektli mobilya ve aksesuarlar
 
TESTLER

Evinizi Seviyor Musunuz?
Stilinizi Bulun
Lükse ne kadar düşkünsünüz?
 
EN SON EKLENEN HABERLER
 
EN ÇOK OKUNAN HABERLER