Çatıda Bir Hazine Gizli...
Hansel ve Gretel'in şekerden yapılmış evi gördüklerindeki hayranlık, Alice'in harikalar diyarındaki şaşkınlığı...
Hazırlayan: Şafak ÜNAL Fotoğraf: Yamaç BEYTER
Büyülü bir masal diyarına gizlice girmiş hissi veren bu çatı katına adımımızı attığımızda hissettiklerimiz işte bu duygulara eşdeğer... Çağdaş sanatçı Kezban Arca Batıbeki ile Yüksek Mühendis Koray Arca'nın Üsküdar'da bulunan ve farklı koleksiyonlara ev sahipliği yapan zevkli yaşam alanlarına konuk olduk.
Kapısından girer girmez farklılığıyla kendine bağlayan bir mekan, nereye bakacağımı şaşırdığım bir ev... Öyle bir ev ki her köşesinde farklı bir koleksiyonun, bambaşka renklerin, form ve tarzların birleştiği stil sahibi bir yaşam alanı yaratılmış. Görüp incelediğim bir köşeye ikinci kez baktığımda bambaşka detaylar keşfetmenin heyecanını yaşıyorum. Sanki arkamı döndüğümde oyuncaklar yer değiştirerek benimle oyun oynuyor... Evde o kadar ilginç ve değerli koleksiyonlar yer alıyor ki sahipleri burayı terk etse, hiçbir şeye dokunmadan kendi haliyle müzeye dönüştürülebilir! İlaç kutuları ve eski jilet koleksiyonları, Enesco müzik kutuları, teneke arabalar, Half Doll koleksiyonu, her boyut ve renkte metal, porselen ve kağıttan yapılmış kedi figürleri, eski ilaç, çikolata, oyuncak kutuları, kumbaralar, sigara kutuları, maskeler ve kağıt figürleri, kuklalar, eski yelpaze koleksiyonu, teneke oyuncak, araba, müzik kutusu koleksiyonları, Moda ve Beyoğlu'ndan alınan dolmuş fiyat etiketleri, eski tramvay uyarıları mekanda kendi içinde bir düzende sıralanıyor.
Üsküdar'da Harem-Salacak sahil şeridi sırtlarında konumlanmış bir apartmanın çatı katı burası. 12 yıldır burada oturan Kezban Arca Batıbeki ve eşi Koray Arca'nın burayı seçmelerindeki en büyük etken, İstanbul Boğaz'ının girişinde, tarihi yarımadayı ve Kız Kulesi'ni gören çok özel açılardan birine sahip olması.
Bina, Koray Arca tarafından yapılmış, Çiftehavuzlar'dan buraya taşındıktan sonra mekanı kendi ihtiyaçlarına göre düzenlemişler. Eskiden var olan -biri yüklük olarak düşünülmüş- beş oda açılarak tek bir mekan haline getirilmiş; alan, yatak odası, dolap odası, kütüphane ve çalışma bölümü, açık mutfak ve iki banyo ile çözümlenmiş. Evde yalnızca banyoların ve yüklüğün kapısı var.
Evin mimari tarzı için eklektik diyebiliriz. Eğimli tavanlar ve taşıyıcı olarak kullanılan kütükler nedeniyle Rustik bir havası olduğu da söylenebilir. Onun dışında burada alışılagelen bir dekorasyon anlayışından söz etmek biraz zor! Kezban Arca evini "proje ev" olarak adlandırıyor. Çünkü oturma alanlarından, yatak odasına, mutfaktan tuvaletlere kadar mümkün olduğunca aynı üslubu korumaya gayret etmişler, yalnızca ebeveyn banyosu diğer odalara oranla daha sakin sayılabilir. Arca "Biz varken mimara ne gerek var ki? Çatıyı ve detayları zaten eşim yaptı. Burası "dekorasyon"dan ibaret değil, bizi yansıtan ve içinde yaşamaktan mutlu olacağımız bir yer olsun istedik. Kısacası, dünyanın pek çok yerinden çok severek aldığımız eşya ve objelerin, alt alta üst üste olduğu bir mekan burası" diyerek açıklıyor.
Kezban Arca'nın koleksiyon merakı aileden geliyor. "Annemin babası, asker, hattat, çok meraklı ve toplamayı seven biriydi. Müthiş bir kütüphanesi vardı. Sanırım biriktirme merakı ondan geçmiş olmalı... Annem de bazı eşyaları biriktirirdi, o da elindekileri bana aktardı. Örneğin; dev Shirley Temple kağıt bebeği, sağlam elbiseleriyle annemden bana geçti. Kağıt bir bebek 70 yıl bozulmadan nasıl saklanır bir düşünün... Bende asıl teneke merakı var. Çocukluğumda dedemden, daha sonra da annem ve teyzemden bana ulaşan tenekeleri çok sevmiş olmalıyım ki, üzerlerine yüzlercesini ekledim. Bunların içerisinde, sandıklar, dev kahve kutuları ve çiklet otomatı gibi eşyaların yanı sıra teneke kutular ve teneke oyuncaklar çoğunlukta şüphesiz... Ayrıca gittiğimiz tüm ülkelerden aldığımız kadın figürleri var. Half Doll adı verilen kadın figürinleri koleksiyonumuz ve Enesco müzikli oyuncak koleksiyonumuz evde öne çıkanlar..."
Koray Arca'nın antika bambu merakından dolayı evde bir dolu bambu masa, sandalye, raf, sehpa, aksesuar var. Büyük koltukları, o yıllarda daha rahatını İstanbul'da bulamadıkları için Londra'dan getirmişler. Ev sahibi çiftin en büyük şansı aynı tarz eşya ve objelerden hoşlanıyor olmaları. Tek fark Koray'ın daha çok eşya, Kezban'ın ise obje almayı sevmesi...
Kezban Arca, evdeki zamanını nasıl geçirdiğini "Benim ev ve iş diye ayrılmış iki ayrı yaşantım yok. Evde de çalışıyorum çünkü. Gerek resimlerimi gerekse fotoğraflarımı evde bulunan objelerden hareketle oluşturduğum için (I Shot Andy Warhol" adlı filmimi de evde çektim) evimi, kendi adıma çok da ilham verici buluyorum. Fotoğraf işlerimi evde yaparım. Çünkü her şey elimin altında olmalı ve sabaha kadar çalışabilmeliyim. O nedenle evde genelde bilgisayar başındayımdır, geceleri de koltuğa yayılır, film seyrederim. Koray yazın terasta oturmayı çok sever. Kışın da şömine yanar ve onun karşısındayızdır genelde" cümleleriyle anlatıyor.
Hiç görmeyen birine bu evi anlatmak nerdeyse imkansız... Bence mekanda kullanılan objelerle dört farklı ev daha düzenlenebilirdi. Her köşede farklı bir cümbüş yaşanıyor, baktığınız her yer farklı dünyalara göz kırpıyor.