Cihangir'de Güneşli Bir Gün
Tanıdık yüzler, eski zamanları hatırlatan kokular ve kedilerin aşk serenatları eşliğinde Cihangir sokaklarında dolaşıyoruz. Kendi kimliğine sahip çıkabilmiş sayılı semtlerden biri olan Cihangir'i modern tasarımlarla yeniden keşfetmek için sabırsızlanıyoruz.
Yapım: Elif AKTİ Fotoğraf: Emre DÖRTER
Seni gidi şanslı kedi!
İstanbullu kedilerin en sevdiği semt hangisidir? Tabii ki Cihangir. Başka nerede bulabilirler bu semtin sokaklarındaki konforu? Her kapıda ayrı bir sevgi gösterisi her durakta farklı bir menü... Onlar da Cihangir'in iki ayaklı sakinleri gibi gruplar halinde geziyor, belirli yerleri mesken tutuyorlar. Kedi barınağının huzur dolu tombul misafirleri huşu içinde merdivenlere yayılırken, bıçkın ve sıska yeni yetmeler Cihangir Parkı'nda turluyor. Hepsinin ortak özelliği ise yemeğin kokusunu metrelerce öteden almaları...
Olle Brozen imzalı el yapımı Kosta Boda kase 773 YTL, Moser.
Küçük kurabiye dükkanı
Cihangir'deki ilk durağımız semt sakinlerini yıllardır taptaze simit, poğaça ve kurabiyelerle besleyen Ali Amca'nın küçük fırını. İçeri adım attığımızda fırından yeni çıkmış çöreklerin kokularıyla kendimizden geçiyor ve poşetleri envai çeşit atıştırmalıkla dolduruyoruz. Asık yüzlü bir anına hiç şahit olmadığımız Ali Eryılmaz 'kuru kuru gitmesin kahveye gidip çay söyleyin' diyor bizi uğurlarken.
Konstantin Grcic tarafından Classicon için tasarlanan 'Chaos' koltuk 1882 Euro KDV, Mozaik.
Canı çeken içeri buyursun!
1938'den beri üç kuşak İstanbullu'nun sofralarına heyecan katan Asri Turşucu, Cihangir'den Çukurcuma'ya giderken mola verebileceğimiz en ideal ve leziz durak. Vitrini rengarenk kavanozlarla süslenmiş dükkandan içeri adımımızı attığımızda nelerin turşusunun yapılabileceğine de hayretle şahit oluyoruz. Nelerden turşu yapılabiliyor? Görünen o ki her şeyden! Vitrinde kocaman kavanozların içinde antika değerinde turşular duruyor, aralarında en eski olanlar ise 1966'da kurulmuş salatalık-havuç ve karpuz-kavun turşuları. Bir rivayete göre burada satılan turşuların suları yazın harareti kesiyor, kışın da vücudu sıcak tutuyormuş. Bakalım deneyip göreceğiz!
Normann Copenhagen pembe vazo 70 YTL, Nuxx.
Cihangir'in orta yeri...
Ali Amca'nın öğüdünü dinleyerek kucağımızdaki kurabiye poşetleriyle kahveye doğru yürüyoruz. Cihangir'in tam ortası denebilecek bir yerde, herkesin buluşma noktası haline gelen kahvede boş bulduğumuz bir masaya oturup çaylarımızı söylerken üstten tutulan kahvehane klasiği tepsileri arıyor gözlerimiz. Neyse burada bir adet bulunuyormuş. Çekim yapmak için ona ihtiyacımız var ne de olsa...
Ulrika Vallien imzalı 'Open Minds' koleksiyonundan küçük vazoların adedi 197 YTL, Moser.
Eşyalar toplanmış, seninle birlikte 'koltuklar' saçılmış sokakta her yere...
Cihangir'in yan komşusu Çukurcuma'nın antika meraklılarının cenneti olduğunu zaten biliyoruz. Bilmediğimiz, yıllardır burada olan dükkan sahiplerinin yardımseverliği ve istediğimiz doğal dekoru kurarken ekipten biri gibi hissedip kendilerini içtenlikle işe adamaları oldu! Ayhan Bey'in eski eşya dükkanından sevgilerimizle...
Fritz Hansen 'Swan' koltuk 2400 Euro KDV, Mozaik.
Zaman değişir Çukurcuma ruhu değişmez!
Çukurcuma'da dolaşırken nasıl sürprizlerle karşılaşacağınızı hayal bile edemezsiniz. Aklınıza gelebilecek her türlü eski ev eşyasıyla dolu bir vaha olan Güney Ticaret'in raflarında duran yığınla eski fotoğrafın içinden yakışıklı dedemin bir boy fotoğrafını bulmak da benim için ayın hatta yılın sürprizi oldu. Bu fotoğraf buraya nereden geldi? Bilinmiyor...Bu eşyaların sahipleri kim bilir kimlerdi? Bilinmiyor...Bu dükkan da diğer eskiciler gibi insanın kendini garip hissettiği, gizemli, karanlık, küf kokulu bir dükkancık işte. Bu gün başucumuzda duran lamba ya da doğum günümüzde çekilmiş neşeli bir fotoğraf yıllar sonra belki de Çukurcuma'da bir dükkanın raflarında görücüye çıkacak, kim bilir? Bilinmiyor...
Artemide'nin 'Tolomeo' masa lambaları, Lamphouse.