Eklektiğin Hakimiyeti
Mimar Uğur Çetin, yılların deneyimiyle kişisel zevklerini henüz 10 aydır yaşadığı iki katlı bir Nişantaşı dairesinde harmanlamış. Ayrıcalığı bahçesinde, ruhu dekorasyonunda olan farklı bir mekan burası...
Hazırlayan: Şafak ÜNAL Fotoğraf: Bige TINAZTEPE
Nişantaşı'nın en güzel sokaklarından birinde yeni bir apartmanın alt katına inerek başka bir dünyaya geçiş yapıyoruz. Burası Nişantaşı değil artık, o karmaşadan çok uzakta, zamansız bir mekandayız. Bir tarafta Osmanlı sahanları, bir tarafta kilise haçları, Fransız divanlar ve İngiliz büfeler, Hindistan'dan taşınmış parçalar, özel tasarımlar... Zaman ve tarz birbirine girmiş, uyum içinde bir dansa başlamış.
Mimar Uğur Çetin'in kendi deyimiyle vakitsizlikten henüz tamamlayamadığı evindeyiz. Uğur Çetin Mimarlık ve Dekorasyon firmasının sahibi, yıllardır mimari projeler, ev ve ofis çalışmalarına imza atıyor. Kendi ofisi de Nişantaşı'nda olduğu için tüm hayatını buraya taşımak ve İstanbul'daki trafik karmaşasından kurtulabilmek için on ay kadar önce evini Ulus'tan Nişantaşı'na taşıyor. Burası yeni bir apartman dairesi ama müstakil bir evden hiç bir farkı yok. Girişten itibaren tüm alt kat, salon ve yemek odası bahçeye açılıyor. Üst katta ise tek manzara yine bahçe olduğu için apartmanda yaşandığına dair en ufak bir ipucu bile yok...
Çetin 190 metrekarelik dairesinde, tek kişilik bir yaşam alanı kurmuş kendisine. Alt kat, mutfak, misafir banyosu, salonla iç içe çözümlenmiş yemek odası ve bahçeden oluşuyor. Giriş ve salonun zeminleri, ahşap üzerine baskı tekniği kullanılarak özgün desenlerle süslenmiş. Mekanın en güzel tarafı, Nişantaşı gibi bir semtte yeşil bir alana sahip olabilmesi... Çetin, Nişantaşı gibi bir semtte oturulacaksa o evin ya bahçesi ya da terası ve manzarası olmalı diye düşünüyor. Bahçesinde bir su sistemi ve eski bir kiliseden alınan aslan kafası formunda 100 senelik bir çörten ile küçük bir havuz oluşturmuş, küçük ağaç ve çiçeklerle etrafını sararak farklı bir alan yaratmış. Boydan boya cam sistemi sayesinde yaz-kış salonla bir bütün halinde olan bahçe, bahar ve yaz aylarında evin en çok vakit geçirilen köşesi... Ev sahibi "Çok büyük ve dolayısıyla kontrolü zor bir ev istemedim, tek başıma yaşadığım için hakim olabileceğim bir mekanda mutluyum" diye belirtiyor.
Üst kata dikkat çekici, altın varaklı bir tırabzanın süslediği merdivenle çıkılıyor, burada eski bir divan ve duvarda Fransa'dan alınmış Comedie Française döneminde sahnelenen oyunlarda kullanılan kostümlerin tabloları bulunuyor. Üst kat banyo ile başlayıp, giyinme odası ve yatak odasıyla bitiyor. Bahçeye bakan balkonuyla yatak odasının bir köşesi çalışma köşesi olarak ayrılmış. Tek kişilik bir dünya, eklektik bir mekan...
"Ben başkaları için düzenlediğim evleri, o evde yaşayacak olan kişinin istekleri ve deneyimimin harmanlanmasıyla yapıyorum, ama kendi mekanım tamamen beni yansıtıyor" diyen Çetin'e göre bir evi ev yapan, mekanın sahip olduğu ruh... Belli bir yaşanmışlık, zevk ve deneyimle başkası için değil sadece kendi zevki için bir mekan yaratması, fikirlerini hayata geçirdiğinin en büyük kanıtı...
Bir tarafta Osmanlı sahanları, bir tarafta kilise haçları, Fransız divanlar ve İngiliz büfeler, Hindistan'dan taşınmış parçalar ve özel tasarımlar.
Yemek odası, uzun bir masa, görkemli aydınlatma ve kahverengi tonlarında tablo ile oldukça klasik ama sade yorumlanmış.
Zaman ve tarzların karışımıyla, şık ve eklektik bir mekan...
Girişteki sandık, Batılıların uzun yolculuklarında kullandığı 100 yıllık bir seyahat sandığı, ayna ona uygun olarak yaptırılmış. Sami Bayer imzalı tabloda Ayasofya'nın içinden bir görünüm sulu boya tekniğiyle resmedilmiş.
Yemek masası ve sandalyeleri Uğur Çetin tarafından yaptırılmış eklektik bir röprodüksiyon, üzerindeki tombak şamdan ve sahan, Osmanlı dönemine ait. Aydınlatma orijinal bir Bakara, tablo Suat Akdemir imzalı yanında Erzurum Ermeni küpleri duruyor.
İngiliz büfe bir asırlık, üzerine 150 yıllık Osmanlı sahanlar yerleştirilmiş.
Fil desenli tabureler, Hindistan'dan alınmış.
Bej divan ve puf, Uğur Çetin tasarımı, eski divan, Louis XIV. dönemine ait. Tipik Art Deco iki yeşil berjer İspanyol kilise koltuğu, aydınlatma Bakara'dan alınmış.
Orta sehpa bir kiliseden sökülmüş parçaların üzerine cam konularak elde edilmiş, Uğur Çetin tasarımı.
Altın varaklı sehpa, Napoleon III. Dönemine ait.
Buda heykeli, Bangkok'tan alınmış, yüz senelik. Kırmızı sehpalar, Maison Colonial'dan alınmış.
Yan yana duran iki tablo, Peter Hristoff imzalı, televizyonun iki yanına asılmış resimler, Aliye Berger imzası taşıyor.
Kütüphanenin yanındaki deri seyahat sandığı, yüz yıllık, üzerindeki aydınlatma kumaş baskı rulosu ayaklığı üzerine pleksiden şapka yaptırılarak elde edilmiş, Uğur Çetin tasarımı.
Bahçedeki Hint işi kuş kafesi, el yapımı, İngiliz kolonyal sandalyelerin çevrelediği masa Mudo Concept'ten alınmış.
İsa ve Meryem tablolarının altındaki berjer orijinal goblen kaplama, sehpa bakırdan özel üretim, Uğur Çetin imzalı.
Yatak odasındaki tablolar, Suat Akdemir imzalı. Çalışma masası ve sandalye eskiciden alınmış.
Altın varaklı merdiven boyunca, Fransa'da Comedie Française döneminde oynanmış oyunlarda kullanılan kostümlerin resimleri asılı, kanepe eskiciden alınmış.
Marangoza yaptırılan misafir banyosunda dekoratif boya ile gümüş etkisi yaratılmış. Uğur Çetin tasarımı.
Üst katta bulunan banyo marangoza özel olarak yaptırılmış, ihtiyaçlar doğrultusunda sadelik ön plana çıkarılmış.