TOP

GÜNÜMÜZE UYARLANAN RETRO MOBİLYALAR

Retro mobilyaları günümüze uyarlayarak tasarladığı ürünleriyle sektördeki onuncu yılını kutlayan halitberker design&furniture, ikinci showroom’u ile addresistanbul’da.

San Francisco’da dört buçuk sene reklam tasarımı okuyan ve tasarımı genel bir konsept olarak kabul eden Halit Berker, bir süre reklam sektöründe çalıştıktan sonra iç sesini dinleyerek yaratıcı gözünü mobilyacılığa yönlendirmeyi seçmiş. On sene önce vintage ve retro mobilyaları günümüze uyarlayarak adından sıkça söz ettirmeye başlayan tasarımcı, çeşitli ürünleri ve nostaljik tasarımları ile addresistanbul’daki yeni showroom’unda geçmişe duyduğumuz özlemi bir kez daha canlandırıyor.

Hikâyenizden biraz bahseder misiniz? Kendi markanızı ne zaman ve nasıl kurmaya karar verdiniz?

Ben 11 sene önce başladım ‘yeni kariyer’ime. Öncesinde sekiz sene reklam sektöründe sanat yönetmeniydim. Fakat bir noktada bunaldığımı hissettim ve başka bir şey yapmam gerektiğini düşündüm. Yaratıcı süreci seven biriyim fakat bunu farklı bir alanda değerlendirmem lazım dedim. Reklamcılık biraz sürreal bir şey; yaptığınız işler çabuk unutuluyor veya belli bir zaman sonra üzerine yenileri geliyor. Şu anki işimde ise, bir şey ürettiğim zaman bu yıllarca müşterilerimden birinin evinde her gün takdir toplamaya devam edebiliyor. Bu benim için çok özel bir duygu. Ayrıca ben bu işin yaratıcılık kısmı dışında ‘mutfağını’ da seviyorum. Ağaçları bile gidip kendim alıyorum.

Addressistanbul mağazanızın tasarımında önceliğiniz ne oldu?

Buradaki mağazada çok fazla değişiklik yapmadım. Sadece belli renk kodları girdim. Örneğin duvarların rengini değiştirdim, bilgisayarda kendim hazırladığım özel dijital resimleri astım. Dekorasyon da zaten benim kendi mobilyalarımla oldu. Ben hep standartların dışına çıkmayı seven biriyim. Yaptığım mobilyalar da öyle, hiçbir zaman taklitçi olmak istemiyorum. Dükkân formatında da alışıldık, kare veya dikdörtgen dükkân olsun istemedim. O yüzden burayı gördüğümde beğendim. İnsanların önünden geçerken görebileceği ve dışarıdan izleyebileceği bir showroom hayal ettim. Aslında burası tam hayalimdeki yerdi. Hem oturma alanı bulunuyor, hem de galeri özelliğini taşıyor.

Mimari hizmet de veriyor musunuz müşterilerinize?

Evet. Her şeyi ben yapıyorum. Önemli olan bence benim tasarım dünyasını sevmem ve müşteriyle birbirimizi iyi anlamamız, ilişkimizin iyi olması. Sonra zaten her şey yoluna giriyor. Müşteriyle belli bir frekansı tutturamazsanız ileride sorun yaşayabiliyorsunuz.

Mağazanızdaki ürün çeşitliliğini nasıl belirliyorsunuz?

Hiçbir zaman neyin daha çok satacağını düşünerek oluşturmam. İç sesimi dinliyorum, bir şeyin güzel olacağına inanarak yapıyorum. Mesela turkuaz büfeyi kaç kişinin alacağını sorgulayabilirsiniz ancak ben sevdiğim için yaptım. Beyaz yapmış olsam belki satışı çok daha fazla olur ama ben bunun peşinde değilim, yaratıcı odaklı düşünüyorum.

Markanızın bütünlüklü olarak nasıl bir tarzı var?

Genellikle 60’lar ve 70’ler. Daha çok ahşap ağırlıklı ürünlerim var. Ahşap ile renklerin karışımını seviyorum. Yine o senelere yönelik güzel kumaş seçimlerim oluyor. Bana ahşabın dokusu ve hissiyatı, farklı malzemelerle yakaladığı uyum sıcak geliyor. Örneğin şu anda pirinç ve bakırla çalışmalarım oluyor, onlarla bir bütünlük yakalamak hoşuma gidiyor. Yaşayan, ruhu olan tasarımları seviyorum. Bir bütün olarak yaptığım ürünlerde de buna dikkat ediyorum.

Tasarımlarınızda yeni trendlere yer veriyor musunuz?

Bu işe başladığımdan beri hep aynı stille devam ediyorum, çok da bozmaya niyetim yok. Halit Berker hep vintage, Retro bir tarza sahipti. İnsanlar benim mobilyalarımı gördükleri zaman bana ait olduğunu hemen fark edebiliyorlar. Beni ve mobilyalarımı biraz tanıyanlar direk nokta atışı yaparak saptıyorlar bunu. Demek ki ben bu işi öyle bir çizgide yürütmüşüm ki, beni diğer mobilyalardan farklılaştıran bir kimlik yaratmışım.

Favori ve ikonikleşen tasarımınız hangisi?

Dubai’de Design Week kapsamında bir fuara davet edilmiştik. Orası için özel tasarladığım bir televizyon ünitesi vardı. Bu benim açımdan biraz trendleri kırmak oldu diyebilirim çünkü piyasada görülen televizyon ünitelerinden farklıydı. Genelde evlerde televizyon baş köşede olur, ortaya konur. Tamamen televizyon odaklı bir ev yaratmayı sevmiyorum. Bu yüzden “Cage” benim için ikonik olarak adlandırabileceğim tasarım.

Hazırlayan : MERGİM ÖZDAMAR

Fotoğraf : ERHAN TARLIĞ

gizema@groupmedya.com