TOP

GEÇMİŞİN DOKUSU İLE HARMANLANAN SOFİSTİKE DEKORASYON

Kendinizi 19. yüzyılda hissettiren sofistike dekorasyonu ile tarihin her detayda kendini yansıttığı bir estetik anlayışına sahip SalonCuma. Antique Hous’un tasarımını üstlendiği mekânın atmosferi oldukça ilham verici.

Banu TiryakioğluY

Ünlü Fransız yazar Marcel Proust Kayıp Zamanın İzinde isimli romanında “Geçmiş, somut bir nesnenin içinde gizlidir” der. Çukurcuma’da tarihi bir bina içerisindeki konumuyla SalonCuma, gerek atmosferi, gerek dekorasyonuyla bütünleşen antika objeleriyle tam da bu sözü doğrular nitelikte. İçerideki duvarlar, koltuklar, vazolar ve sanat eserlerinin hepsi geçmiş yılların büyüsünü, yaşanmışlığını ve estetik anlayışını günümüze taşıyor. Geçmişin dokusunu bu denli koruyan, sıra dışı ve Avrupai atmosferiyle, birbirinden unutulmaz davetlere ve organizasyonlara ev sahipliği yapan İstanbul’daki sayılı mekânlardan biri belki de.

Yaşanmışlık hissiyatını ve tarihi dokuyu estetik şekilde yansıtan SalonCuma, birbirinden unutulmaz özel davetlere ev sahipliği yapıyor.

SalonCuma’nın kurucusu Banu Tiryakioğlu, yarattıkları bu konsepti “Farklı uzmanlıklara sahip yaratıcı birey ve grupları bir araya getirmek, yeni iş birliklerinin oluşmasına ön ayak olmak ve bu toplulukları sanat, kentsel yaşam, gastronomi, tasarım gibi temalar altında birleştirme isteğim uzun zamandır vardı” sözleriyle anlatıyor. Standart restoran ve catering hizmetleri dışında, özel davet talepleri gelmeye başlayınca fikir pekişmiş. 19. ve 20. yüzyıl sanat ve tasarım orijinallerinin bir seçkisini sunan, sofistike tasarıma sahip mobilya, form, malzeme ve detayların güzelliğine önem veren Antique Hous vizyonu ile buluşunca SalonCuma gibi bir mekan doğmuş. Tiryakioğlu, Antique Hous’un yalnızca antika ve tasarım eşyalarının satıldığı sıradan bir dükkan olmadığının altını çiziyor ve ekliyor: “Özellikle bu tip projelerde konsept geliştirme, doğru dokuları ve parçaları bir araya getirme konusunda çok özel olduklarını düşünüyorum. Hayalleri ile vizyonlarını birleştirerek durmadan eşya topluyorlar ve dünyayı geziyorlar. Daha sonra topladıkları parçaları kendi projelerinde kullanıyorlar. Farklı sanatçı ve tasarımcılarla iş birliği yaparak yaptıkları işe yenilik katmayı seviyorlar. Son projemizde tasarımcı Tamer Nakışçı ile birlikte güzel dokunuşları oldu.” Mekânda yer alan ve her birinin kendine has hikâyeler barındırdığı antika mobilya ve objeler, Antique Hous’un sahipleri Cemal Yağız Alpfer ve Ebru Büyükbayrak’ın kendi koleksiyonlarından ve farklı antikacılardan toplanmış. Ancak SalonCuma’nın sahibi Banu Tiryakioğlu da antika alışverişine önem verenlerden. “Uzun bir araştırma sürecinden sonra Çukurcuma, Aksaray’da Horhor ve Moda’nın yanı sıra çeşitli müzayedelerden topladık” diyor mekânda yer alan mobilyaları sorduğumuzda. Üstelik bu adeta sonu hiç gelmeyen bir döngü olmuş mekân için. Tiryakioğlu, “Denk geldikçe değerli parçaları kaçırmıyorum. Kendinize vakit ayırıp buralara gitmenizi tavsiye ederim. Büyüsünden kolay kurtulamıyorsunuz” sözleriyle anlatıyor antika tutkusunu. Zamansız olana duyduğu bu tutku Tiryakioğlu’nun kendi stiline de yansıyan unsurlar arasında. “Zamansız ve içinde kendimi rahat hissettiğim parçalarla vintage parçaları birleştirmeyi seviyorum.

“Antique Hous’a mutlaka gitmenizi öneririm. Orası da sadece antika ve tasarım eşyalarının satıldığı sıradan bir dükkan değil… Özellikle bu tip projelerde konsept geliştirme, doğru dokuları ve parçaları bir araya getirme konusunda çok özel olduklarını düşünüyorum. Hayalleri ile vizyonlarını birleştirerek durmadan eşya topluyorlar ve dünyayı geziyorlar. Daha sonra topladıkları parçaları kendi projelerinde kullanıyorlar” diyor Banu Tiryakioğlu.

SalonCuma’da da dekorasyonu yaparken hissiyatım bu yönde oldu. Klasik parçaları tematik vintage mobilyalarla birleştirdik. Mekânın mimarisiyle ve dokusuyla bir bütünlük yakalamış olduk.” Konsinye alınmış parçalar ve sanat eserleri satılmak üzere duruyor Salon’da ancak bunlar haricinde satmaya kıyamadığını dile getiriyor. İnsanların artık kendi özel ihtiyaçlarına cevap veren özgün yeme-içme ve eğlence alternatifleri aradığının altını çizen Tiryakioğlu, Cuma’nın bu ihtiyaca cevap verecek şekilde tasarlandığını, geniş bir yelpazede farklı etkinliklere ev sahipliği yaptıklarını söylüyor. Bir organizasyonu unutulmaz kılan unsurların zengin bir şarap menüsü ve kokteyl ile tamamlanan bir yemek menüsü ve iyi bir servis olduğuna inanan mekân sahibi için SalonCuma yeni bir konsept olduğundan mümkün olduğu kadar misafirlerinin geri bildirimlerine göre kendilerini geliştirdiklerini dile getiriyor. “ilk önce menü hazırlıyoruz. Kişi sayısına göre oturumlu veya açık büfe olarak mekânı düzenliyoruz. Aslında kişiye özel çözümler getiriyoruz. Zengin menümüz ile klasikleşmiş catering hizmetinin dışına çıkıyoruz.” Bu ay hizmet sektöründe altıncı yılına giriyor Tiryakioğlu. Aynı tarihi binada konumlanan Cuma ile başlayan yolculuğu, Çukur Artisanal Food ve SalonCuma ile devam etmiş. Sektörün zorluklarının üstesinden geldikçe farklı bir enerji ve haz aldığını dile getiriyor ve ekliyor: “Mart ayında SalonCuma’ya ek bir yer daha açıyoruz. Sanırım bahsettiğim enerji bu! Buradan besleniyorum.” SalonCuma önümüzdeki günlerde büyümeye hazırlanıyor. Yemek odasındaki duvar odasından yan daireye doğru genişleyen mekân, bu bölümde bambaşka bir dönemin havasını yaşatmayı amaçlıyor.

Hazırlayan : MERGİM ÖZDAMAR

Fotoğraf : ERHAN TARLIĞ

seda@mayadijital.com