TOP

Eğlenceyi Tasarlamak!

Rave Kültürünün şehit dışındaki kaçış noktası hissini yaşatan Klein Wal, Mimar Uraz Tekgöz’ün endüstriyel yorumuyla karşınızda.

Terk edilmiş, heybetli, biraz da endüstriyel denebilecek bir yapının sanat ve mimari tasarımla yepyeni bir gece kulübüne dönüşme hikâyesi; Klein Wal projesini Mimar Uraz Tekgöz’den dinledik. Mekânın ihtişamına ve rave kültürünün şehrin dışında kalan “kaçış” noktası hissinin üzerine eğildiğini anlatan mimar, bunu Klein markasının genel tasarım prensipleriyle harmanlayarak sirkülasyon alanlarının doğru kurgulandığı, konuklarını rahat hissettiren, insanlara daha önceden aşina oldukları dokuları sunarak mutlu edecek bir mekân tasarlamış.

Klein markasıyla yollarınız nasıl kesişti?

Klein ekibiyle yollarımız daha önce yaptığımız bir proje vasıtasıyla kesişti. İlk yaptığımız toplantıdan sonra Klein’ın kurucu ortaklarından İsmail Alper ve Burak Yön ile kesişen paydalarda buluştuğumuzu hissedip samimi olduk. Bu vesileyle önce Harbiye’deki mekânın VIP bölümünü yaptık. Daha sonra Karaköy’deki Vor Klein ve Alaçatı’daki Sommer Klein ve en son Klein Wal için kolları sıvayıp, hep birlikte çok güzel bir projeye imza attık. Mekânın tasarım sürecini anlatır mısınız? Öncelikle proje başlamadan önce yıkık duvarlardan görünen ve adeta bir set gibi dikilerek bize görsel bir pas veren kayaların doğru kullanımı ile başladık. Mekânın bir cephesini bu kayaları görebilecek şekilde cam yüzeylerle açık hale getirdik. Temizlenen bu kayaların üzerinde yapılan ışık oyunları ile mekânın dışını da içeri dâhil ettik. Bunun haricinde bahsettiğimiz çekim noktalarının oluşturacak infinity mirror, kinetik aydınlatmaların yanı sıra heykel, dikroik kristaller gibi sanat öğelerini kullandık. Değindiğimiz yaşanmışlık hissini vermek için doğal malzemeler kullanıp bunların üzerine pas eskitme boya uyguladık. Bir bitki uzmanı ile bu pas akıtmaları destekleyecek canlı yosunları da yüzeylerde kullandık. Bu yosunların kendi habitatı ile mekânla birlikte yaşaması için mekânın gündüz vakti ışık almasını sağlayacak yansıtıcı flaplar uyguladık. Oksitli demir yüzeyler, bronz eskitme bar tezgâhları ve beton zemin ile yaratılmak istenen endüstriyel hissi temellendirirken, bu hissin erilliğini renkli camlar, vitraylar ve bitki kullanımı ile dengelemeye çalıştık. Bahsettiğimiz gibi “yaşayan” bu mekân, eklenecek yeni ögeler ve tasarımsal sürprizler ile de kurmak istediğimiz bu anlatıya sezon boyunca, üzerine ekleyerek devam edecek.

Mekân ışık ve ses tasarımıyla da iddialı…

Tabii ki bir her eğlence mekânının olmazsa olmazı müzik açısından ses mühendisliği ve yalıtımla sesin yönlendirilmesi. Bu amaçla tecrübelerimize güvenerek, en iyi ses mühendisleriyle çalışıyoruz. Doğru yalıtım malzemeleriyle sesi yeri geldiğinde engelleyip, yeri geldiğindeyse yansıtarak, konukların iletişim kurabileceği noktalar yaratmaya çalışırken kullanılan güçlü hoparlörlerden de feragat etmiyoruz. Işıkla ilgili dekoratif aydınlatma ögelerinin yanı sıra mekânın bir cephesinde boydan boya bulunan doğal kayaların aydınlatılması, kinetik aydınlatma ve bu uygulamaların müzikle ahengini sağlayacak aydınlatma uzmanlarını kullandık. Floresan lambaların dekoratif ve kinetik kullanımı ile mekânın, proje öncesindeki, terk edilmiş endüstriyel bir rave alanı algısına göndermede bulunduk. Bar üstüne de exproof floresanlar ekleyerek bu sanayi hissini kuvvetlendirdik.

İşin içinde fazlasıyla sanat da var. Bu nasıl bir fark yaratıyor?

Tasarımlara başlarken çok beğendiğim ve “mutlaka burada olmalı” dediğim sanatçıların başında Kazım Karakaya geliyordu. Kendisi çok başarılı ve işleri birçok müzede yer alıyor. Bu büyüklükteki işlerini projemde kullanma hayali Klein Wal’de büyük ilgi gören, Koruyucu 1 ve Koruyucu 2 heykelleriyle gerçek oldu. Yıllar önce başlayan görüşmelerimiz “About Nights”ın katkılarıyla güzel bir şekilde son buldu. Devasa heykeller mekâna da geceye de müthiş bir enerji katıyor.

İki heykel mekânın gözdelerinden. Yerleştirmeyi neye göre yaptınız?

Heykeller ilk görüşte adeta projede çizilmişçesine kafamda konumlanmıştı. Alüminyum dökme yapıları ile ham, organik hislerinin korunduğu, büyüklükleri ve duruşları ile iki “koruyucu” gibi duran heykelleri, ana salonu gözleyen ve kollayan bir noktaya yerleştirmek istedim. Kazım Karakaya, bu aşamada mekânın genel tasarım anlayışına uygun olarak parlak ve pürüzsüz yüzeyleri ustalıkla eskiterek mekânla bütünleştirdi. Şahane bir bütünlük oluştu.

Doğal malzemeler kullanılarak tasarlanan mekânın ruhunu endüstriyel dokunuşlar ve sanat eserleri belirliyor. Oksitli demir yüzeyler, bronz eskitme tezgâhlar ve beton zemin yaratılmak istenen endüstriyel hissi yaratan temel ögeler arasında.,

Hazırlayan İSMAİL POLAT
Fotoğraf ERHAN TARLIĞ

umuty@groupmedya.com