TOP

Cape Town keyfi

Cape Town’ın ortasında, ağaçlar arasında gizli bir dünyaya konuk oluyoruz. Tasarım danışmanı ve stilist Doreen de Waal ve avukat eşi Meyer de Waal kendilerine Masa Dağı’nın eteklerinde, dört ayrı yapıdan oluşan bir ev kurgulamışlar.

De Waal çifti Güney Afrikalı, üç çocukları var, Jade, Olivia ve Uno. Bu evde onlara Sophi ve Jinga isimli köpekleri, Max ve Sam isimli kedileri ve de Oro isimli kuşları eşlik ediyor. Masa Dağı eteklerindeki bu semt hem yeşilliğin içinde hem de şehrin heyecanına yakın konumda olduğu için tercih edilmiş. Üstelik arsası oldukça büyük ve huzurlu… “Buraya 17 sene önce taşındık ve çocuklarımızı burada büyüttük” diye anlatıyor ev sahibesi Doreen de Waal: “Cape Town dışında başka gayrimenkullerimiz de var, ara sıra onlara da gidip kalıyoruz ama burası bizim favorimiz. Burası eskiden yandaki St Barnabas Anglikan Kilisesi’nin papaz eviymiş. Birçok papaz ve rahip sırayla yaşamış burada. Georgian stilindeki evi ünlü İngiliz mimar Sir Herbert Baker tasarlamış ve 1897’de inşa edilmiş. Ev tipik bir Baker evi, çünkü döneminin tüm karakterini  (kumtaşı, kırmızı tuğla ve ince detaylar gibi) yansıtıyor. Arsanın toplam yüzölçümü 2.000 m2. Dört ayrı yapının oluşturduğu evin toplamında, dokuz banyolu odamız var. Her yapı iki katlı ve hepsinde ayrı ayrı oturma alanları da mevcut. Eve 1920’de bazı eklemeler yapılmış ama biz satın aldıktan sonra sadece ihtiyaçlarımız doğrultusunda değişiklikler ve tadilatlar yaptık. Çocuklar büyüyüp evden tek tek gitmeye başlayınca 2010’da köklü bir değişime gittik ve evin kullanılmayan bölümlerini yeniden düzenleyip kiralamaya başladık. InAweStays adlı web sitesi aracılığıyla kısa dönemli konaklamalar için misafirlerimizi ağırlamaya başladık.” Doreen de Waal “Eski tarihi binaları modernleştirmesiyle uzman Rennie Scurr Adendorff Mimarlık’tan mimar Mike Scurr ile çalıştık” diye devam ediyor sözlerine: “Eskiden Elle Decoration dergisinde stilist olarak çalıştığım için dekorasyonu kendim gerçekleştirdim büyük bir keyifle. Işığa olan sevgim ve modern tasarıma hayranlığım bu evin dekorunda bana ilham verdiler. Dekorasyon süreci yavaş ama itinayla ilerlenen çok keyifli bir süreçti. Zamanla eşyalar ve aksesuarlar eklendi, değişti; girdi- çıktı demek en doğrusu! Evin dekorasyonu çok özel, mobilya mağazaları gibi düzgün, derli toplu değil. Her köşesi yaşanmışlık kokan bir ev yarattım. Eşim Meyer ile benim ailelerimizden kalan mobilya ve objeler de evimizde yer alıyor. Ayrıca seyahatlerimizden ve yerel tasarımcılardan aldığımız parçalar da mevcut. Doğal renkleri severim, beyaz, gri ve siyah favorim. Evin bazı bölümleri bu renklerden oluşuyor. Süslü aksesuarlar ise evi renklendiriyor. Eski kepenkleri halen koruyoruz ama bazı kapıları çift cam ve sürgülü yaptık. Böylece yeni yaptırdığımız havuzumuza daha kolay gidip gelinebiliyor.” Evin aydınlatması da mobilya ve aksesuarlar gibi çeşitlilik gösteriyor. Sarkıt ve yerden aydınlatmalar mevcut. Bazıları aileden kalma, bazıları da Porky Hefer, Heath Nash ve Tjord Boontje gibi tasarımcıların ürünleri olarak yerlerini almış. Pauline Mutlow’a ait olan dekorasyon mağazası LIM’den ve Hindistan’dan alınmış sarkıt aydınlatmalar ayrı güzellikte ışık saçıyorlar. Kepenk bulunduğu için evde çok az perde kullanılmış, olanlarda da keten tercih edilmiş. Duvarlar boyalı, zemine ise eskitilmiş çam döşenmiş ve halı yerine hasır parçalar tercih edilmiş. “Sanateserlerinde Lauren Fowler, Lusi Lindner ve Lise Hugo gibi arkadaşlarımızın çalışmalarına yer verdim. Bence ideal dekor, ev sahiplerinin yaşam tarzını yansıtmalı ve sahiplerini sevmeli. Bir evin ruhunu, elbette orada yaşayanlar verir. O evde yaşayan aile, onların dostları dinlenebilmeli ve mutlu olmalı. Asıl amaç budur” diyerek sözlerini tamamlıyor Doreen de Waal ve biz de evden çıkıp Cape Town’un dayanılmaz hafifliğine doğru yolumuza koyuluyoruz.

[imagebrowser id=1017]

nazi@mayamedya.com